Looking for the miracle…

 

Looking for the miracle … to come!

Advertisements

Sevinç Eksikliği

Yürüyen merdivende, önümdeki iki genç kızdan biri diğerinin boynuna sıkıca -gerçekten, sıkıca- sarılıp onu öptü ve “sevindirik oldum, içim içime sığmıyor!” dedi. Sesini kontrol edemediğinden, arkamdaki birkaç kişi de duymuş olmalı onu. Sonra, gene konuşa konuşa uzaklaştılar… Bu sahne hoşuma gitti, sıra dışı bir olaya tanık olduğumu düşündüm. Öyle mi gerçekten?
Sonra sonra, olayın özde sıra dışı olmadığını; öyle algılamış olmamın benim nicedir bu tür bir deneyim yaşamamış olmamdan kaynaklandığını hissetim. Sevineceğim hiç mi bir şey olmamıştı aylardır, yıllardır? Bu pek mümkün değil… Say deseniz, sevinmiş olduğum/sevinmiş olmam gereken/sevinilmesi beklenen olaylar sıralayabilirim… Kimi, gerçekleşmiş beklentilerdi bunların; gereksiz bir korkunun  sona erişiydi bazıları. Anlık, kısa, abartısız… Dudak uçlarının yukarı kıvrılması ve yerlerine dönmesi; göz kıvrımları yetişemeden bu sevince… Dengeli, tutarlı, tadında, dozunda. Ağırbaşlı.

Yaşlı ağaçlar, her bahar çiçek açıyor. Kimi; gençlerden daha coşkulu, daha çok, daha cıvıltılı… Ağacın yaşını çiçeklerinden anlayamıyorsunuz… Benimki anlaşılıyorsa; ağaç olmadığımdan mıdır bu, kurumuş olduğumdan mı?