Yaşlı

Artık gezmek için çok geç
Hatta bir neden bulmak için
Gezmeye değer demeye.
Daha şimdiden, akşam
Uzanıyor yaşlanan dünyayı
Alıp götürmek için.

Mark Strand‘in “Huzur Evi Verandasında Yaşlılar” şiirinden.

 

 

Advertisements

An Allegory With Flowers

Click here for A Larger View

On Geraniums and Us

No geranium ever bothers
I guess,
about time passing by
or wrinkles shallow or deep.

*

That’s why they always miss
I believe,
our allegories on
comings and goings.

 

The End, Mark Strand.

SON

Kimse sonunda hangi şarkıyı söyleyeceğini bilmez,
Yelkenli uzaklaşırken gözleri iskelede, veya nasıl olacağını
Denizin kükremesiyle donakalmanın, orada yolun sonunda,
Veya ne umacağını asla dönemeyeceği kesinleşince.

Gülü budamanın veya kediyi okşamanın zamanı geçtiğinde,
Çimenleri kavuran güneş ve serinleten dolunay
Görünmez olduğunda, yerlerine neyi keşfedeceğini kimse bilmez.
Geçmişin ağırlığı hiçbir şeye yaslanmaz olduğunda ve gök

Anımsanan ışıktan başka bir şey olmadığında, ve sirus ile
kümülüsün öyküleri sona ererken, ve tüm kuşlar donup kalınca uçarken,
Kimse kendini neyin beklediğini bilmez, veya hangi şarkıyı söyleyeceğini
İçinde olduğu gemi karanlığa kayıp giderken, orada yolun sonunda.

                                                Mark Strand

………………………………………………………………….

THE END

Not every man knows what he shall sing at the end,
Watching the pier as the ship sails away, or what it will seem like
When he’s held by the sea’s roar, motionless, there at the end,
Or what he shall hope for once it is clear that he’ll never go back.

When the time has passed to prune the rose or caress the cat,
When the sunset torching the lawn and the full moon icing it down
No longer appear, not every man knows what he’ll discover instead.
When the weight of the past leans against nothing, and the sky

Is no more than remembered light, and the stories of cirrus
And cumulus come to a close, and all the birds are suspended in flight,
Not every man knows what is waiting for him, or what he shall sing
When the ship he is on slips into darkness, there at the end.

                                                Mark Strand

 

Source: https://www.brainpickings.org/2016/10/18/mark-strand-reads-the-end/

You can also hear the poet reading his poem there.

 

 

Gece Yakın / Night was Falling

Gece yakın, yol yok sandın.
Bunlar zihnin oyunları.
Kapa gözlerini bir an, uyan.
Gece hiç olmadı
Yol sendin her zaman.

————————————-

Night was falling and there was no way, so you thought.
These are plays of the mind.
Close your eyes for a moment, wake up.
Night has never fallen
You’ve been the way all along.

————————————-

Belki yalnızca bir körler ülkesinde herşey gerçekte olduğu gibidir.

“Perhaps only in a world of the blind will things be what they truly are.”
José Saramago

 

 

İyilik

İyilik

İyiliğin aslında ne olduğunu bilmeden
nesnelerden kurtulmalı,
geleceğin bir anda
sulu çorbada tuz gibi eridiğini hissetmelisin.
Elinde tuttuğun,
saydığın ve özenle sakladığın
tüm bu şeyler yok olmalı ki
iyilikten yoksun yerlerin
nasıl ıssız olabileceğini anlayasın.
Otobüsün hiç durmayacağını düşünerek
nasıl gider, gidersin de
yolcular mısır ve tavuk yiyip
sonsuza dek bakar dururlar camdan.

İyiliğin narin ağırlığını öğrenmeden
beyaz pançolu kızılderilinin
yol kenarında ölüp kaldığı yere gitmelisin.
Oradakinin sen de olabileceğini,
onun da gece boyu planlarıyla yol alan biri olduğunu
ve onu hayatta tutan basit soluğu anlamalısın.

İyiliğin, içindeki en derin şey olduğunu bilmeden
hüznün de öteki en derin şey olduğunu bilmelisin.
Hüzünle uyanmalısın.
Sesin tüm hüzünlerin ipliğini yakalayana ve
sen kumaşın ilmeklerini görene dek onunla konuşmalısın.

O zaman yalnız iyiliğin anlamı olacak,
bağcıklarını yalnız iyilik bağlayacak
ve seni mektupları postalaman ve ekmek alman için güne salacak,
yalnız iyilik başını kaldırıp dünyanın kalabalığından
aradığın bendim diyecek
ve bir gölge veya arkadaş gibi
seninle her yere gidecek.

Naomi Shihab Nye

————————————————————————————–

Bu şiire düzenli olarak izlediğim Brainpickings‘de rastladım. Türkçesini bulamadım. Paylaştığım, İngilizcesinden yaptığım çeviri.

Kayıp / Lost

Öyle kal. Karşıdaki ağaçlar ve yanıbaşındaki çalılar
Kayıp değil. Bulunduğun yere Burası denir,
Ve ona güçlü bir yabancı gibi davranmalısın,
Onu tanımak ve kendini tanıtmak için izin istemelisin.
Orman nefes alır. Dinle. Yanıt verir,
Çevrendeki bu yeri ben yaptım
Ondan ayrılırsan, Burası diyerek dönüp gelebilirsin.
Kuzguna birbirinin aynı iki ağaç yok.
Çalıkuşuna birbirinin aynı iki dal yok.
Bir ağacın veya bir çalının ne yaptığını anlamıyorsan
Gerçekten kaybolmuşsundur. Öyle kal. Orman
Bilir nerede olduğunu. Bırak bulsun seni.

 David Wagoner


 

Stand still. The trees ahead and bushes beside you
Are not lost. Wherever you are is called Here,
And you must treat it as a powerful stranger,
Must ask permission to know it and be known.
The forest breathes. Listen. It answers,
I have made this place around you.
If you leave it, you may come back again, saying Here.
No two trees are the same to Raven.
No two branches are the same to Wren.
If what a tree or a bush does is lost on you,
You are surely lost. Stand still. The forest knows
Where you are. You must let it find you.

 David Wagoner