Ölüm Korkusunu Yenmek. Irvin Yalom ve Robert L. Brent.

Ölüm Korkusunu Yenmek. Irvin Yalom ve Robert L. Brent. Çeviren : Zeliha Babayiğit. Kabalcı Yayınevi, 2009.

Sinirbilim (nöroloji), psikiyatri, psikoterapi ağırlıklı konuları anı / öykü / roman biçeminde harmanlayabilen yazarlardan olan Dr. Irvin Yalom’un Robert L. Brent ile birlikte yazdığı bu metin, aslında tek başına kitap olması beklenmeyecek bir uzun anlatı. Harf ve satır araları açılarak basılmış olmasına karşın 50 sayfayı bulmayan bu anlatının tek başına bir kitap olarak pazarlanması ilginç bir seçim. Sanırım, müzik alanında albüm yerine “single” çıkarmanın edebiyattaki karşılığı bu.

Kitabın adı orijinalinden farklı. Nedenini Kabalcı’dan birine sormalı… Çift yazarlı bir kitap olmasına rağmen kapakta yalnızca Yalom’un adı var. Bunu da Kabalcı’dan birine sormalı. Bir de Yalom’un sitesinde, ikinci yazarın soyadı farklı yazıyor (Berger değil, Brent); bunun da mutlaka bir nedeni vardır. Kapaktaki hanım kız ile kedinin kitabın konusuyla nasıl bir ilgisi olduğunu da, kuşku yok ki, bilen vardır Kabalcı Yayınevinde…

Neyse… İkinci yazarın yaşadıklarına dayanan anlatı, Yalom’un tanıdık tarzına çok uygun. Daha önce okuduğum “Annem ve Hayatın Anlamı”  ile “Günübirlik Hayatlar” adlı kitapları bu öykünün benzerlerini içeriyor. O öykülerde  buradaki öykü kahramanından farklı olarak “hasta”lar var. Adları ve meslekleri gibi ayrıntılar tanınmalarını engelleyecek biçimde değiştirilmiş olarak… Hacim olarak küçük olsa da, Ölüm Korkusunu Yenmek’te anlatılan öykü, Yalom’un Spinoza Problemi ve Bugünü Yaşama Arzusu adlı romanlarında farklı biçimlerde ve derinlemesine ele aldığı “yaşamın anlamı” kavramı üstüne. Kitabın olası okurlarının, ölüm korkusunu yenmekle ilgili bir şeyler öğrenmek gibi gerçekçi olmayan beklentilere kapılmamalarını öneririm.

Anlatıda, üstün zekalı, çok çalışkan ve üretken bir cerrah (ikinci yazar), emekliliğine yakın dönemde küçük bir travma yaşıyor. Onu çocukluğundaki bir yaşantıya götüren bu olay aracılığıyla, tüm hayatını etkileyen şeyin aslında ne olduğunu anlıyoruz. Durmaksızın, aşırı çalışmasının, ameliyathaneden çıkmayı hiç istemeyişinin, herkesin çok yorulduğu bu ortamda kendini çok iyi hissetmesinin nedenini öğreniyoruz… Yalom, bu çok ilginç yaşantıyı duyduğu anda yazmak istemiş olmalı… Kitap okuma zevkinize dokunmamak için, konuya ilişkin yazabileceklerim bu kadar.

Ruhbilim, sinirbilim ağırlıklı hasta / hastalık öykülerini sokaktaki adama anlatma konusunda -bu yıl yitirdiğimiz- Oliver Sacks‘ı hep kendime daha yakın hissettim ama Yalom’u da okumadan duramıyorum. Yalom’un en beğendiğim kitabının edebi olmayan bir yapıtı olması (Din ve Psikiyatri) bu açıdan anlamlı olmalı…

Advertisements

Din ve Psikiyatri / Religion and Psychiatry

İrvin Yalom, Çeviren: Emre Ağanoğlu, Merkez Kitaplar, 4. Baskı, 2000
Nietzche Ağladığında adlı romanını okumuştum Yalom’un. Etkilenmiş, beğenmiştim. Burada, 2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından kendisine verilen Oscar Pfister ödülünü kabul töreninde yaptığı konuşmanın metni var. Bir de kısa röportaj eklenmiş. Küçücük bir kitapçık. Ödül, din ve psikiyatriye katkılarından dolayı verilmiş. Yalom, pek okuryazar veya dindar olmayan Yahudi bir aileden geliyor ve “namazında niyazında bir ateist” olarak bu ödülün kendisine verilmesine şaşırdığını söylüyor. Kitaptan ilginç satırlar:
“Schopenhauer’in dinin yalnızca karanlıkta görülebilen bir ateşböceği olduğuna dair metaforunu hep sevmişimdir. s19”
“…Varoluşun -dolayısıyla varoluşçu psikoterapinin- en önemli dört konusu: Ölüm, yalnızlık, hayatın anlamı ve özgürlük”… s26”
Kitabın 32-33.sayfalarında, Allen Wheelis (kitapta hem ad hem soyadı yanlış yazılmış) adlı yazarın The Listener kitabından alıntı yapılarak anlatılan bir “köpek ve onun için sopa fırlatan sahibi” benzetmesi var. Hayatına anlam arayanlar, sırf bu benzetme için bile bu kitabı okumalılar! Aradıklarını değilse bile, niye aradıklarını bulacaklardır. Bir de, belki, aradıklarının anlamını!
Gene kendimi, beğendiğim kitapların reklamını yaparken buldum.
Bu yanlış mı?

Din ve Psikiyatri. İrvin Yalom. Çeviren: Emre Ağanoğlu, Merkez Kitaplar, 4. Baskı, 2000

Nietzche Ağladığında adlı romanını okumuştum Yalom’un. Etkilenmiş, beğenmiştim. Burada, 2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından kendisine verilen Oscar Pfister ödülünü kabul töreninde yaptığı konuşmanın metni var. Bir de kısa röportaj eklenmiş. Küçücük bir kitapçık. Ödül, din ve psikiyatriye katkılarından dolayı verilmiş. Yalom, pek okuryazar veya dindar olmayan Yahudi bir aileden geliyor ve “namazında niyazında bir ateist” olarak bu ödülün kendisine verilmesine şaşırdığını söylüyor. Kitaptan ilginç satırlar:

“Schopenhauer’in dinin yalnızca karanlıkta görülebilen bir ateşböceği olduğuna dair metaforunu hep sevmişimdir. s19”

“…Varoluşun -dolayısıyla varoluşçu psikoterapinin- en önemli dört konusu: Ölüm, yalnızlık, hayatın anlamı ve özgürlük”… s26”

Kitabın 32-33.sayfalarında, Allen Wheelis (kitapta hem adı hem soyadı yanlış yazılmış) adlı yazarın The Listener kitabından alıntı yapılarak anlatılan bir “köpek ve onun için sopa fırlatan sahibi” benzetmesi var. Hayatına anlam arayanlar, sırf bu benzetme için bile bu kitabı okumalılar! Aradıklarını değilse bile, niye aradıklarını bulacaklardır. Bir de, belki, aradıklarının anlamını!

Gene kendimi, beğendiğim bir kitabın reklamını yaparken buldum. Yanlış mı bu?