Birkaç Kitap

Bella’nın Ölümü. Georges Simenon. Çeviren : Bilge Karasu, Kabalcı Yayınevi, 2008.

Polisiye’den beklediğiniz yalnızca merak uyandırıcılık, sürükleyicilik ve zeka kıvılcımları değil de “roman” tadı ise, doğru yerdesiniz. Simenon’un polisiyenin ötesinde derinliği olan romanlarından biri. İsterseniz bir toplumsal eleştiri gibi bile okuyabilirsiniz. Sonlarına yaklaşırken -bir Simenon kitabı okuduğumu unutup- “katil kim?” sorusuna yanıt aradım ve kendimce (zekice bir akılca yürütmeyle!) güzel bir tahmin yaptım. Okumaya devam edince, Simenon “bu ne bir Mickey Spillane romanı ne de bir Agatha Christie” diyerek uyanmamı sağladı. Son sayfalara gelmeden romanın nasıl biteceğini anlamıştım ama bununla övünemem!

Polisiye sevenlerin de, Simenon sevenlerin de okumalarını öneririm.

 

x x x

 

Göz ve Tin. Maurice Merleau Ponty. Çeviren : Ahmet Soysal. Metis Yayınları, 3üncü Basım, 2012.

 

Güzel konu, usta bir felsefecinin ağır “jargon” (özgüdil) kullanmadan yazdığı bir yazı. Böyle olmasına karşın, benim gibi, konuya biraz kenardan bakan ve alana özgü eğitimi olmayan birinin bir okuyuşta kavraması zor olan tümceler… Yağlı boya resmi merkeze alan bir yaklaşımla, görsel algılamanın diğer duyularımız ve eylemlerimizden farklılığını vurgulayıp onun yaşamımızdaki yerini ve düşüncelerimizi nasıl etkilediğini deşiyor Merleau-Ponty.  Daha sonra okumaya başladığım “Algılanan Dünya” çok daha kolay okunuyor. Yeni başlayanlara önce onu okumalarını öneririm.

 

x x x

 

Kavafis’ten Yüz Şiir. Başka Bir Deniz Bulamazsın. Çeviren : Cevat Çapan, Sözcükler Yayınları, 2014.

 

Kavafis’in şiirleri, Cevat Çapan’ın usta işi çevirisine rağmen beni “sarmadı”. Bir edebiyat eleştirmeni olmayışımın rahatlığıyla yazıyorum bunu. Ancak, komşumuzun şiirine ve kimi bakımlardan o şiirin en önemli temsilcilerinden biri olan Kavafis’e ilgi duyuyorsanız, daha iyi bir çeviri veya seçki bulabilir misiniz bilmiyorum.

Kitaptaki en sevdiğim şiir Kavafis’in 30’lu yaşlarından “Yaşlı Bir Adam”. İlk iki kıtası şöyle :

Gürültülü kahvenin içerlek bölümünde

yaşlı bir adam oturuyor tek başına

başını masaya eğmiş, önünde bir gazete.

 

Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içinde

hayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyor

güçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken.

 

 

 

 

 

Advertisements