Buyrun Siz De Deneyin. Mehmet Serdar.

Buyrun Siz De Deneyin. Denemeler. Mehmet Serdar, Sözcükler Yayınları, 2016.

Yıllar önce Adam Sanat’ta yayımlanan denemelerinden tanıdığım Mehmet Serdar’ın ustalık dönemini yansıtan denemeleri bir arada. Kitabı, o zamanlar Adam Sanat’ı şimdilerde bir anlamda onun izinden giden Sözcükler Dergisi’ni (ve yayınevini) yöneten Turgay Fişekçi hazırlamış.
Deneme okumayı seven herkesin tanımak isteyeceği bir yazar Mehmet Serdar. Kitapta yer bulan 40’a yakın denemede Serdar’ın gündelik yaşamdan ve edebiyattan beslenen, çoğu anılara yaslanan tarzını görüyorum. Aslında, kitabın adı gibi ilk makale de denemenin kendisine ayrılmış. Buyrun Siz De Deneyin, deneme yazmayı düşünebilecekleri hem içtenlikle yazmaya çağırıyor hem de onlara bunun hiç de hafife alınabilir bir iş olmadığını incelikle anımsatıyor. Türkçenin önde gelen deneme yazarlarından bazılarının (Melih Cevdet Anday, Nermi Uygur, Uğur Kökden) deneme/inceleme konusu olarak ele alınmış olması da kitabı zenginleştiren bir yön. Bunlara keyifle okuduğum “Yazı” başlıklı denemeyi katınca, yazarın bu kitapla yaptığı şeyin yazmaya çağrı olduğunu söyleyebilirim.
Mehmet Serdar, sol gelenekten gelen ancak -kendisi böyle adlandırmayabilir- günümüzde liberal bakış açısına yakın duran bir yazar. Siyasi duruşunu denemelerin çoğunda görmek mümkün ama “Bir Yıl Sonra Gezi” başlıklı yazı bu açıdan öne çıkıyor. Bu bakış açısıyla uyuşmayan düşüncelerim olsa da, Serdar’ın değerlendirmelerindeki içtenliği görüyor ve rahatımı kaçıran gözlemlerini, sorularını da seviyorum.
Kitapla ilgili tek olumsuz not, Sözcükler Dergisi’ndeki titizliğe hiç uymayan, bazen bir sayfada birkaçı bulunan yazım / dizgi / baskı yanlışları. Kapak tasarımı güzel, sayfa düzeni ve yazı tipi seçimi tutarlı olan kitapta bunlar yazara da okura da haksızlık.

Tek düşman motifi. düşünce tembelliğinin bir sonucu. s. 23

Cahil-aydın karşıtlığında, kendimizi sürekli kayırarak avunup durmayı zihinsel etkinlik sayıyoruz. s. 58

Halk cahil derken, “yüksek matematikten, teorik fizikten ya da organik kimyadan anlamıyor” demek istenmiyor herhalde. Kendi yaşam tarzınızı kabul etmeyenlere cahil diyenler, aslında iktidarlarını, imtiyazlarını, en tepede kendilerinin olduğu hiyerarşiyi dayatıyorlar. s. 60

Bütün insanlar eşit, eşdeğerde. Az da okusa çok da okusa, dine inansa da inanmasa da, bilimden de payını alsa, “cahil” de olsa, çok da bilse az da bilse. Aynı politik haklara sahip, yazgılarını belirleme hakkına. Aslında biz bu gerçeği sindirmekte zorlanıyoruz. s. 61

Radikal geçişler, sindirilmemiş sıçramalar, hep bir geri dönüş potansiyeli taşıyor. Yarattıkları gerilim, çözeceklerini iddia ettikleri sorunlardan çok daha büyük sorunlara yol açıyor. s. 132

Armut dibine düşer. Ama sonra yavaş yavaş oradan uzaklaştırılır. s. 181

Gördüklerinizi başkalarına aktaramazsanız, kaynayan süt gibi tencereden taşar, ziyan olursunuz. s. 183

Gerçek sanat yapıtı, izleyicisinin de hayatına bulaşır. s. 186

İletişimleri sanal ortamda ama insanlar hala gerçek. s. 234

Herhangi bir sorun için müzakere edilerek çözülmez diyenler, açık ki sorunun çözülmesini istemeyenler. s. 245