Hoşbeş. John Berger.

Hoşbeş. John Berger. Metis Yayınları, 2016.

Şimdilik yalnızca Türkçesi bulunan Hoşbeş’de çevirisini Aslı Biçen, Beril Eyüboğlu ve Oğuz Tecimen’in yaptığı onbir yazı var. Sayfalara Berger’in desenleri serpiştirilmiş. Kapak resmi de onun. Kapağından yazı seçimine tüm kitap Berger için bir saygı duruşu, kalıcı bir teşekkür gibi. Bu küçük kitaba insan, aydın, yazar, çizer Berger’in “tadını” sığdırabilmiş olmak büyük bir başarı. Sağ olsa, bunu önemser miydi bilmiyorum. Bir nesne olarak, alınıp satılan kitabı değil ama onu hazırlayanların -kendi dahil- emeğini, okuyanların hissettiklerini önemseyeceğine kuşkum yok.


Ülkemizde en çok okunan kitabı Görme Biçimleri olsa gerek. Görsellik üstüne Fotoğrafı Anlamak ve Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar gibi başka kitapları da var. Kıymetini Bil Herşeyin ise kapitalizmin ve uluslararası ikiyüzlülüğün eleştirisi olarak okunabilir. Seksen yıla yayılan yazarlığının ilk yıllarının ürünü olan romanı G, hala okunurluğundan hiç bir şey yitirmemiş.

Tutarlılığın demode, itirazın çirkin, hayır demenin uyumsuzluk olarak göründüğü bir ortamda, Berger ışığı hiç azalmayan bir deniz feneri olarak kaldı. Hayat arkadaşını yitirdikten az sonra o da emanetini bize bırakıp gitti. Berger’in yolu, sürünün nereye gittiğini görebilmek için sürüden ayrı durmanın gerekli olduğunu bilenlerin yolu.
Hoşbeş’i, özellikle Berger’le ilk kez tanışacaklara öneriyorum. Bırakın, aralıktan biraz ışık girsin.

Görünürde açıklanamayan şeylerin oranı günden güne artıyor. Genel oy hakkı için siyasi mücadele anlamsız hale gelmiş durumda, çünkü yerel siyasetçilerin söylemlerinin yaptıkları ve yapabilecekleri şeylerle bir bağlantısı yok artık. Bugünün dünyasını belirleyen temel kararların hepsi, isimsiz ve siyasi anlamda dilsiz olan finans spekülatörleri ve ajanları tarafından alınıyor. s. 36

Şarkının temposu, ölçüsü, içindeki döngü ve tekrarlar yatay zamanın akışına karşı bir sığınak inşa eder: Bu sığınak içinde gelecek, şimdi ve geçmiş birbirlerini teselli edebilir, kışkırtabilir, tiye alabilir ya da birbirlerine ilham verebilir. s. 69

Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır. s. 78

Medya, insanları içinde yaşadıkları adaletsiz dünyayı sorgulamaya sevk edebilecek bir sessizlik kalmasın diye uyduruk ve geçici şeylerle dikkat dağıtıyor. s. 82

Her türlü ütopya vizyonunda mutluluk mecburidir. Bu da gerçekte elde edilemeyeceği anlamına gelir. Onların ütopya mantığı içinde şefkat bir zaaftır. Ütopyalar şimdiden nefret eder. Umudun yerine dogma koyarlar. Dogmalar taşa kazınmıştır; halbuki umutlar bir mum alevi gibi kırpışır. s. 83

Advertisements

G. John Berger

G. John Berger. Çeviren : Tomris Uyar, Metis Yayınları, 2008.

 

Daha önce, başyapıt diyebileceğim “Understanding A Photograph” ve “Görme Biçimleri”nin yanısıra “Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar” ve “Kıymetini Bil Herşeyin” adlı kitaplarından söz ettiğim John Berger’in okuduğum ilk romanı. Konusu/kapsamı, özeti için yukarıdaki kapak resmine bakabilirsiniz. Usta işi (Pınar Kazma) kapak, karman çorman görünüşüne karşın aslında içeriği orantılı biçimde yansıtıyor! Berger’in roman yazımı yaklaşımını da tek bir sayfada gösteriyor, özetliyor bu kapak.

Kısaca söylemek gerekirse, Berger; kimseye benzemeye çalışmadan, kimin ne düşüneceğini dikkate almadan, “kafasına göre” yazıyor romanı. En azından, estetik ve akademik endişelere takıldığını düşündürebilecek hiç bir işaret yok. Olay örgüsünden roman kişilerine dek, romanın bölümlerinin birbirlerine oranlarından anlatıcının romana teğet düşüncelerini serpiştirdiği sayfalara dek her şey Berger’e ve G.’ye özgü.

Tabu yıkıcı sayılmak için biraz gecikmiş sayılabilecek olan romanın, cinsel tabuları umursamaz olduğunu gene de söylemek gerek (bknz. kapak resmi). Başkişi Garibaldi’nin (G.) 19uncu yüzyıl sonunda başlayıp 20nci yüzyıl ortalarına uzanan öyküsünü ve buna paralel olarak Avrupa’da toplumsal sınıflar arası ilişkileri, kapitalizmi ve ona karşı örgütlenenlerin öykülerini okuyoruz. Ancak, bildik kalıplara sığan bir “aşk romanı”, bir “politik roman” veya bir “tarihsel roman” aramayın… Çünkü, G. bunların hepsi ve hiçbiri… Romanın sayfalarının önemli bir kısmının Berger’in çok başarılı denemelerine ayrıldığını fark etmek de okuru şaşırtmamalı.

Benim açımdan romanın, cinselliği “naturalist” denebilecek açıdan; kadının toplumdaki yerini ise kapitalizmle ve erkek egemenliğiyle ilişkilendirilmiş baskı ve sömürü düzeninin parçası olarak ele alması önemliydi. En çok ilgimi çeken ise, Berger’in 40’lı yaşlardaki bir roman yazarı olarak sergilediği özgüvendi. Kıskandım belki… Bu sıralar kendi kendimle “öyle mi yazsam böyle mi yazsam” diye boğuşup durduğumdan olsa gerek!

Yakınlarda okuduğum çoğu romanın aksine, G.’de altı çizilecek, kısa, vurucu sözler, aforizmalar pek azdı. Onların yerini, romanın tümüne serpilmiş, herbiri en azından bir paragraf uzunluğunda gözlemler, denemeler almış. Bunlar, romandan ayrı olarak okunabilecek bütünlükteler.

Berger’in kendine özgü, romana paralel, romandan bağımsız, neredeyse romanı bu sözleri söylemek için bahane haline getiren anlatımına bir örnek vererek bitiriyorum :

Bazen bir kadının (binde bir de bir erkeğin) gözlerine bir bakış yerleşir, ne gurur vardır bu bakışta, ne alttan alma, ne bir talep, ne de bir serüven vaadi. Gözlerin verdiği bir işaret olduğundan, bir başka bakışla kesişebilir; gelgelelim sözcüğün gündelik anlamıyla ille de bir başkasına yöneltilmemiştir; kimin üstüne alınacağı umurunda değildir. Bir çocuğun gözlerine yerleşecek bir bakış değildir bu, çünkü çocuklar, kendilerini gereğince tanımazlar; erkeklerin çoğunun gözlerine de yerleşemez, çünkü erkeklerin çoğu açıkgözlülük taslar; hayvanların gözlerine de yerleşemez, çünkü hayvanlar, zamanın geçişinden habersizdirler. Romantik şairler, bu tür bir bakışta kadının ruhuna giden kestirme yolu gördüklerine inanırlardı. Ama böyle bir yaklaşım, bakışın saydam olduğu izlenimini veriyor, oysa aslında dünyada ondan daha az saydam bir şey yok.  Kendini kendi olarak ortaya süren bir bakış bu, başka bakışlara benzemiyor. İlle de bir şeye benzetmek gerekirse, bir çiçeğin rengine benzetilebilir. Kendi mavisini söyleyen bir güneş çiçeği gibi. Toplulukta bu tür bakışlar çabucak solar, çünkü ne söyleşilere ortam hazırlarlar, ne de alışverişlere. Toplumsal yoklamada kaçaktırlar. s. 224

 

Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar. John Berger.

Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar. John Berger. Çeviren : Bülent Somay. Metis Yayınları, 6ncı Basım, 2014.

 

Yavaş yavaş tüm kitaplarını okuyacakmışım gibi görünen, özellikle romanı G’yi çok merak ettiğim John Berger’in kabaca aynı konu üzerine değişik zamanlarda yazdığı yazılardan oluşan küçük bir seçki bu. Hepsi 50 sayfa bile değil. Başında ve sonunda birer şiir de var!

Kısacık bir kitap olduğunu düşününce, beni ne kadar çok etkilediğine şaşırıyorum. Görmenin yaşamımızdaki yeri, resim, film, fotoğraf gibi konulara bir parça kafa yoran herkesi ilgilendiren önemli gözlemler var burada. Berger’in alçak gönüllülükle adlandırdığına ve kitabın incecik oluşuna kanmayın. Doğru kişi tarafından doğru zamanda okunduğunda, burada yazılanların tüm bir yaşamı etkilemesi mümkün.

Kimi düşündüren, kimi gülümseten birkaç alıntı :

Her şey – diyorsunuz kendi kendinize – varolabilmek için hedefi tam ortasından vurmalı; on ikiyi ıskalayan hiçbir şey varolamıyor. (s12)

Teknolojik yenilikler görüneni varolandan ayırmayı kolaylaştırdı. … … Bir içi boş elbiseler ve arkası boş maskeler seyirliğinde yaşıyoruz. (s26)

Zorunluluk hem tragedya hem komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir. (s27)

Yaklaşmak, geleneği, şöhreti, mantığı, hiyerarşileri ve benliği unutmaktır. Abuk sabuk olmayı, hatta çıldırmayı göze almaktır aynı zamanda. (s31)

Görme yetisini kaybeden bir hayvandan daha üzücü (trajik değil, üzücü) pek az şey biliyorum. İnsanlardan farklı olarak, hayvanlara dünyayı tarif etmelerine yarayacak bir dil kalmaz. (s39)

Konuya ve Berger’in dünyaya bakışına ilişkin en tipik alıntı da şu olabilir :

Eğer kâr peşinde koşmak insanlığın kurtuluşunun tek yolu olarak görülürse, gelir mutlak öncelik haline gelirse, o zaman varolanın itibar görmemesi, görmezden gelinmesi ve baskı altında tutulması gerekir. (s40).

Kıymetini Bil Herşeyin. John Berger.

Kıymetini Bil Herşeyin. Hayata Tutunma ve Direnişe Dair Notlar. John Berger. Çeviren: Beril Eyüboğlu. Metis Yayınları, 2nci Basım, 2009.

Berger’in, değişik zamanlarda, ağırlıklı olarak Filistin-İsrail sorunu üzerine yazdığı yirmi kadar yazının toplandığı bir kitap. İçinde şiirler  (Nazım Hikmet’ten de), resimler, fotoğraf üstüne yazılar ve bir sınıfa sokmayı düşünmeden zevkle okuyabileceğiniz kısa notlar var. Kitap, adını Gareth Evans’ın John Berger’e adadığı aynı adlı şiirden alıyor. Berger’in, gizlisiz saklısız, dürüst, düşündüğünü yaldızlamadan söyleyen tarzı, okuru özeleştiri yapmak zorunda bırakıyor.

Bugün dünyada anlam arayışı burada, duvarın iki yanı arasındadır. Ayrıca duvar herbirimizin içindedir. Şartlarımız ne olursa olsun, içimizden duvarın hangi yanına uygun düştüğümüzü seçebiliriz. Bu iyi ile kötü arasında bir duvar değildir. İyi de kötü de her iki tarafta vardır. Seçim, insanın özsaygısıyla içindeki keşmekeş arasındadır (s.86).

Şair Keats, “Fanatikler rüyalarında kendi mezheplerinden olanlara cennet kapılarını açar” demişti. Herhangi bir mezhebe bağlı olmayanlarsa, yeryüzünde hep birlikte yaşamayı cennete yeğler (s100).

Doğru söze ne denir!

 

Görme Biçimleri. John Berger.

Görme Biçimleri. John Berger. Çeviren : Yurdanur Salman. Metis Yayınları, 12nci Baskı, 2006.

 

Televizyon için hazırlanmış bir programdan, çok sayıda resim ve fotoğraf kullanılarak kitaplaştırılmış, kolaycacık okunan, tatlı mı tatlı ve çok önemli bir kitap!
Fazlaca anlatmaya gerek yok. Görsel sanatlarla veya reklamcılıkla ilgiliyseniz kesinlikle, bunlarla hiç ilgim yok diyorsanız mutlaka  okumanız gerekiyor!
Metis’in, kitabı daha kolay erişilir kılmak için kağıt kalitesini düşük tutması ve renkli baskı yapmaması anlaşılır bir durum herhalde. O yüzden, mümkünse ve “ciddiyseniz” kitabı orijinalinden okumanızı (görsel kısmının önemi nedeniyle) öneririm.

Kitap, tanıtımını kendi yapsın! İşte alıntılar :

Çıplak olmak insanın kendisi olmasıdır. Nü olmaksa, başkalarına çıplak görünmektir… …Nü, hiçbir zaman çıplak olamayacaktır. (s. 54).

Reklam imgesi alıcıdan aslında onun kendisine karşı duyduğu sevgiyi çalar; sonra da bu sevgiyi ona, alacağı ürünün fiyatına yeniden satar. (s.134).

 

Understanding A Photograph. John Berger.

Understanding A Photograph. John Berger. Edited and Introduced by Geoff Dyer. Penguin Books, 2013.

Understanding_A_Photograph

Thanks to Geoff Dyer who, once again, opened my eyes to what are behind and beyond the photographs. This little volume of articles written between 1967 – 2007 by John Berger are a must for those trying to really understand what is photography about and what (if anything) can be achieved by its practice. Judging from the number of lines I had underlined with my pencil, the book deserves to be read again soon.

I will just add a few quotes to increase potential readers’ appetite! :

The speed with which the possible uses of photography were seized upon is surely an indication of photography’s profound, central applicability to industrial capitalism. (p.49)

Yet, unlike memory, photographs do not in themselves preserve meaning. (p.52)

All photographs are of the past, yet in them an instant of the past is arrested so that, unlike a lived past, it can never lead to the present. (p.62)

Certainty may be instantaneous; doubt requires duration; meaning is born of the two. (p64).

With just a little bit of exaggeration, I can claim that every sentence in this book deserves to be quoted!

John Berger is an exceptionally good writer. This shows most strikingly in his “Between Here and Then” (p. 184-189) which is only tangentially on photography. It is a about a house, a family, a life and a clock! I read this article as a complete story three times within the same day. So tasteful! The final quote is from this one :

Your concern is not with the moment, but with the past and future. And you ask a strange question : what happens if (or when) the past and future stop? Does this change the now, and if so, how?

Will be my bedside book.