Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar. John Berger.

Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar. John Berger. Çeviren : Bülent Somay. Metis Yayınları, 6ncı Basım, 2014.

 

Yavaş yavaş tüm kitaplarını okuyacakmışım gibi görünen, özellikle romanı G’yi çok merak ettiğim John Berger’in kabaca aynı konu üzerine değişik zamanlarda yazdığı yazılardan oluşan küçük bir seçki bu. Hepsi 50 sayfa bile değil. Başında ve sonunda birer şiir de var!

Kısacık bir kitap olduğunu düşününce, beni ne kadar çok etkilediğine şaşırıyorum. Görmenin yaşamımızdaki yeri, resim, film, fotoğraf gibi konulara bir parça kafa yoran herkesi ilgilendiren önemli gözlemler var burada. Berger’in alçak gönüllülükle adlandırdığına ve kitabın incecik oluşuna kanmayın. Doğru kişi tarafından doğru zamanda okunduğunda, burada yazılanların tüm bir yaşamı etkilemesi mümkün.

Kimi düşündüren, kimi gülümseten birkaç alıntı :

Her şey – diyorsunuz kendi kendinize – varolabilmek için hedefi tam ortasından vurmalı; on ikiyi ıskalayan hiçbir şey varolamıyor. (s12)

Teknolojik yenilikler görüneni varolandan ayırmayı kolaylaştırdı. … … Bir içi boş elbiseler ve arkası boş maskeler seyirliğinde yaşıyoruz. (s26)

Zorunluluk hem tragedya hem komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir. (s27)

Yaklaşmak, geleneği, şöhreti, mantığı, hiyerarşileri ve benliği unutmaktır. Abuk sabuk olmayı, hatta çıldırmayı göze almaktır aynı zamanda. (s31)

Görme yetisini kaybeden bir hayvandan daha üzücü (trajik değil, üzücü) pek az şey biliyorum. İnsanlardan farklı olarak, hayvanlara dünyayı tarif etmelerine yarayacak bir dil kalmaz. (s39)

Konuya ve Berger’in dünyaya bakışına ilişkin en tipik alıntı da şu olabilir :

Eğer kâr peşinde koşmak insanlığın kurtuluşunun tek yolu olarak görülürse, gelir mutlak öncelik haline gelirse, o zaman varolanın itibar görmemesi, görmezden gelinmesi ve baskı altında tutulması gerekir. (s40).

Birkaç Kitap

Bella’nın Ölümü. Georges Simenon. Çeviren : Bilge Karasu, Kabalcı Yayınevi, 2008.

Polisiye’den beklediğiniz yalnızca merak uyandırıcılık, sürükleyicilik ve zeka kıvılcımları değil de “roman” tadı ise, doğru yerdesiniz. Simenon’un polisiyenin ötesinde derinliği olan romanlarından biri. İsterseniz bir toplumsal eleştiri gibi bile okuyabilirsiniz. Sonlarına yaklaşırken -bir Simenon kitabı okuduğumu unutup- “katil kim?” sorusuna yanıt aradım ve kendimce (zekice bir akılca yürütmeyle!) güzel bir tahmin yaptım. Okumaya devam edince, Simenon “bu ne bir Mickey Spillane romanı ne de bir Agatha Christie” diyerek uyanmamı sağladı. Son sayfalara gelmeden romanın nasıl biteceğini anlamıştım ama bununla övünemem!

Polisiye sevenlerin de, Simenon sevenlerin de okumalarını öneririm.

 

x x x

 

Göz ve Tin. Maurice Merleau Ponty. Çeviren : Ahmet Soysal. Metis Yayınları, 3üncü Basım, 2012.

 

Güzel konu, usta bir felsefecinin ağır “jargon” (özgüdil) kullanmadan yazdığı bir yazı. Böyle olmasına karşın, benim gibi, konuya biraz kenardan bakan ve alana özgü eğitimi olmayan birinin bir okuyuşta kavraması zor olan tümceler… Yağlı boya resmi merkeze alan bir yaklaşımla, görsel algılamanın diğer duyularımız ve eylemlerimizden farklılığını vurgulayıp onun yaşamımızdaki yerini ve düşüncelerimizi nasıl etkilediğini deşiyor Merleau-Ponty.  Daha sonra okumaya başladığım “Algılanan Dünya” çok daha kolay okunuyor. Yeni başlayanlara önce onu okumalarını öneririm.

 

x x x

 

Kavafis’ten Yüz Şiir. Başka Bir Deniz Bulamazsın. Çeviren : Cevat Çapan, Sözcükler Yayınları, 2014.

 

Kavafis’in şiirleri, Cevat Çapan’ın usta işi çevirisine rağmen beni “sarmadı”. Bir edebiyat eleştirmeni olmayışımın rahatlığıyla yazıyorum bunu. Ancak, komşumuzun şiirine ve kimi bakımlardan o şiirin en önemli temsilcilerinden biri olan Kavafis’e ilgi duyuyorsanız, daha iyi bir çeviri veya seçki bulabilir misiniz bilmiyorum.

Kitaptaki en sevdiğim şiir Kavafis’in 30’lu yaşlarından “Yaşlı Bir Adam”. İlk iki kıtası şöyle :

Gürültülü kahvenin içerlek bölümünde

yaşlı bir adam oturuyor tek başına

başını masaya eğmiş, önünde bir gazete.

 

Ve sefil yaşlılığının küskünlüğü içinde

hayatını nasıl boşa harcadığını düşünüyor

güçlü, yakışıklı, sazı sözü yerindeyken.

 

 

 

 

 

Aklın Gözü. Oliver Sacks.

Aklın Gözü. Oliver Sacks. Çeviren: Emre Kapkın. Yapı Kredi Yayınları 2011.

Nöroloji Uzmanı olan Sacks; ilginç hastaları / hastalıkları, sokaktaki adamı sarıp sarmalayabilen biçimde anlatmakta usta. Karısını Şapka Sanan Adam ile başlayan yazı kariyerinin bu son kitabında da görmeye ilişkin nörolojik sorunları olan hastalar bağlamında hayata bakıyor. Önceki kitaplardan en büyük farkı, kendisinin de ağır bir görme sorunu yaşıyor olması. Bu sorunun nasıl oluşup geliştiğini, özenle tutuğu günlüğün de katkısıyla izleyebiliyoruz. Böyle anlatıların en iyi yanı -benim gibi- kolay mızmızlanan insanların aslında ne kadar şanslı olduklarını anlamalarını sağlayabilmesi… Etkisi geçici de olsa!

Çevirisi pürüzsüz olan bu kitap, yalnızca popüler bilim kitaplarını sevenler için değil, iyi yazan bir doktorun kendi hastalığıyla ilgili “en içerden” gözlemlerini merak edenler için de rahatça önerilebilir… Hadi sorayım : Sol gözünüz görmüyorsa, beyninizin bir sol tarafınız yokmuş gibi davranmaya başladığını biliyor muydunuz?