Böyle mi olmalı?

Bu fotoğrafı tam olarak neden çektiğimi, şimdi neden burada paylaştığımı bilmiyorum. Bu satırları yazarken aklımdan tam olarak ne geçtiğini, birazdan ne okuyacağınızı da bilmiyorum. Yoksa her şey olduğundan daha mı karışık görünüyor gözüme?

Görüntü Sığacık’tan (Seferihisar, İzmir). Yerli ve yabancı turistlerin özellikle yazın geldiği, eskiden şirin olan bir kıyı kasabası. Çok yakınında, kazıları yavaş ilerleyen bir antik kent (Teos) bulunuyor. Buralar bizler gelmeden binlerce yıl önce bile insanların yaşadığı, kentler kurduğu bir bölge olduğundan, çoğu yerde toprağı biraz kazsanız onlardan kalanlara denk gelebiliyorsunuz.

Fotoğrafta görülen, üzerinde Arap harfleri bulunan mermerler tarih boyunca her “gelen”in, “giden”den kalanlara uyguladığı yöntemle değerlendirilmiş. Yazıların Osmanlı döneminden kaldığını ve bu mermerlerin kitabe olduklarını tahmin ediyorum. Bu konuda eğitimsiz ve bilgisiz olduğumdan, tahminimin hiç bir değeri yok. Emin olduğum, bu kitabelerin bir değeri olduğu. Üzerlerinde ne yazdığını bilmiyorum. Bildiğim, bunların el ile, emek harcanarak, yazanlar öldükten sonra da ayakta kalacağı düşünülerek yazılmış olması. Varsayalım ki, Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalmış olsunlar ve üzerlerinde yalnızca bürokratik bilgiler bulunsun. Ne fark eder?

Çok görünür bir yerde olan bu duvarın önünden her yaz günü yüzlerce insan geçiyor. Aralarında bu konuları iyi bilenler mutlaka vardır. Arkeologlar, tarihçiler, ilgili bakanlıklarda çalışanlar, üniversitelerin ilgili bölümlerinin öğretim üyeleri, öğrencileri… Ecdat konusunda çok duyarlı insanlarımız, yöneticilerimiz var. Bu kitabelerin eskiden burada yaşamış kafirlere ait olmadığı da belli. Duvar bir metro tünelinde filan değil, apaçık ortada.

Böyle mi olmalı?

 

 

Maria

Maria by Lee Friedlander

Maria__NYC__1959_©_Lee_Friedlander__Courtesy_Fraenkel_Gallery__San_Francisco

Bu gün, Maria’yı gördüm. Maria’nın fotoğrafını.

Doğduğum yıl dünyanın öte yanında büyük bir kentte, sonraları çok ünlü olan bir fotoğrafçı* çekmiş fotoğrafı. Yeni evliymişler o sıra.

Fotoğrafa tepkim, hayran olmamla neredeyse eş zamanlı olarak Maria’yı kıskanmak oldu. Hemen hayran olduğum kadın, siyah beyaz fotoğrafında doğrudan fotoğraf makinesinin vizörüne bakıyordu. Bir koltukta oturmuş, hafifçe fotoğrafçısına doğru uzanmış gibiydi. Arkasında, uzakta, yapraklar; üstünde tüm düğmeleri (beyaz) ilikli bir hırka vardı. Yirmili yaşlarda, esmer, zayıfça bir kadın.

Sonra iki çocukları olmuş, birlikte büyütmüşler. Hala hayattalar.

Kıskançlığım, fotoğrafçıya, kocasına nasıl baktığı ile ilgiliydi. Teslim olmayan, hükmetmeyen, özgüvenli, karşısındakine güvenen, sen düştüğünde elinden tutup kaldıracak, o düştüğünde kucağına alıp dünyanın öteki ucuna kadar taşıyabileceğin bir kadının bakışıydı bu.

Kendisine hiç böyle bakılmamış biri, boşuna yaşamıştır. Belki bundan, dünyanın zombilerle dolu olması.

Maria şimdi doksanlarında, eşi, çocukları ve torunlarıyla.
Ona sevgilerimi yolluyorum. Kıskanç ama zararsızım. (23 Nisan 2019)

*: Lee Friedlander

Yazlık Evler Yalnız / Vacation Houses Vacant

Akarca’da (Seferihisar, İzmir), güneşli ama serin bir Mart öğle sonrası, kıyıdaki yazlık evlerin çevresinde dolaştık…

We have spent an afternoon around seaside summer houses at Akarca, Seferihisar, İzmir. The weather was nice for the time of the year (early March). The real summer is months ahead…