Eudora Welty. Photographs.

Eudora Welty. Photographs. University Press of Mississippi, 1989.

This book helped me define my relationship with photography. Firstly, it proves (as if that was really needed) that one can be really creative in more than one field. In Welty’s case, these fields include photography, journalism and literature. She succeded in all. Secondly, it proves once again that good photography has essentially little to do with technicalities. I will return to this later.

The book contains an introduction written by Reynolds Price (a keen supporter of her) as well as an interview with Welty by the publisher’s staff. Both are informative and contributory.

Watching photographs of Welty makes me feel relaxed. I do not remember any image that was shocking or hopelessly tragic. What amazes me most is the lack of even a trace of pretension. No thriving for a message, no forced addition of grossly symbolic elements. Just plain photographs by a mature person with sensitive eyes and an open mind. Many of the photographs are from 1930’s and her attention was mostly focused on American South with an emphasis on blacks and the rural life. The photograph that made it to the cover of the book is an excellent summary of what she has achieved.

Returning to technicalities, there are occasional photographs in the book that are not sharp, that are poorly focused or even seemingly poorly composed / processed / printed. And I like them all! I like what Ms. Eudora Welty, the self confident writer-photographer, shows me kindly: The technics is just peripheral to the real thing, which has always been the soul. Thanks for the lesson.

 

 

 

Gece Yakın / Night was Falling

Gece yakın, yol yok sandın.
Bunlar zihnin oyunları.
Kapa gözlerini bir an, uyan.
Gece hiç olmadı
Yol sendin her zaman.

————————————-

Night was falling and there was no way, so you thought.
These are plays of the mind.
Close your eyes for a moment, wake up.
Night has never fallen
You’ve been the way all along.

————————————-

Belki yalnızca bir körler ülkesinde herşey gerçekte olduğu gibidir.

“Perhaps only in a world of the blind will things be what they truly are.”
José Saramago

 

 

İyilik

İyilik

İyiliğin aslında ne olduğunu bilmeden
nesnelerden kurtulmalı,
geleceğin bir anda
sulu çorbada tuz gibi eridiğini hissetmelisin.
Elinde tuttuğun,
saydığın ve özenle sakladığın
tüm bu şeyler yok olmalı ki
iyilikten yoksun yerlerin
nasıl ıssız olabileceğini anlayasın.
Otobüsün hiç durmayacağını düşünerek
nasıl gider, gidersin de
yolcular mısır ve tavuk yiyip
sonsuza dek bakar dururlar camdan.

İyiliğin narin ağırlığını öğrenmeden
beyaz pançolu kızılderilinin
yol kenarında ölüp kaldığı yere gitmelisin.
Oradakinin sen de olabileceğini,
onun da gece boyu planlarıyla yol alan biri olduğunu
ve onu hayatta tutan basit soluğu anlamalısın.

İyiliğin, içindeki en derin şey olduğunu bilmeden
hüznün de öteki en derin şey olduğunu bilmelisin.
Hüzünle uyanmalısın.
Sesin tüm hüzünlerin ipliğini yakalayana ve
sen kumaşın ilmeklerini görene dek onunla konuşmalısın.

O zaman yalnız iyiliğin anlamı olacak,
bağcıklarını yalnız iyilik bağlayacak
ve seni mektupları postalaman ve ekmek alman için güne salacak,
yalnız iyilik başını kaldırıp dünyanın kalabalığından
aradığın bendim diyecek
ve bir gölge veya arkadaş gibi
seninle her yere gidecek.

Naomi Shihab Nye

————————————————————————————–

Bu şiire düzenli olarak izlediğim Brainpickings‘de rastladım. Türkçesini bulamadım. Paylaştığım, İngilizcesinden yaptığım çeviri.