Hayvanlara Niçin Bakarız? John Berger.

Hayvanlara Niçin Bakarız? John Berger. Türkçesi: Cevat Çapan. Tudem Yayın Grubu, 2nci Baskı, 2017.

Şık ve sade kapak tasarımıyla bir cep kitabı havasında olan bu seçkide sekizi bir biçimde hayvanlarla ilişkili 9 bölüm var.

Hayvanları önemsemek için vegan, vejetaryen olmaya veya romantik takılmaya gerek olmadığını da Berger’den öğrenmem gerekiyormuş. Aşk üzerine yazdığında bile ayaklarını yerden kesmeyen bir gerçekçi Berger. Hayvanlar söz konusu olduğunda neden farklı olsun?

Kısa öykü tadında yazılar da bulunan kitaptaki en uzun yazı Hayvanlara Niçin Bakarız? başlıklı olanı. Bu yazı, kapitalizmin gelişme sürecinde hayvanat bahçelerinin kuruluşu ekseninde insanların hayvanlara yabancılaşmasını konu alıyor. John Berger’in çok etkilendiğim Saman Köpekler‘i, her şeyin odağına insanı koymanın anlamsızlığını vurguluyordu. Berger’in bu görüşe katılacağını sanmasam da, hayvanlara yapılanlarla insanların kendilerini fazla önemsemeleri arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. İnsan, sahibi olduğuna inandığı her şeye istediğini yapabileceğini düşünüyor. Oysa, hem sahiplik bir yanılsamadan ibaret hem insan hiç bir şeyin merkezi değil.

Eskiden bekçi köpekleri, av köpekleri ve fare yakalayan kediler gibi işe yaradıkları için her sınıftan ailenin ev hayvanları vardı. Yararlı olmalarının dışında hayvan besleme, yani ev hayvanı (16. yüzyılda kuzu için kullanılıyordu bu terim) adeti bir yenilik sayılır ve toplumsal açıdan bugünkü durumu benzeri olmayan bir olgudur. Bu durum, tüketim toplumlarının belirgin bir özelliği olan dış dünyanın hatıralarıyla donatılmış özel küçük aile birimlerine evrensel, ama aynı zamanda kişisel geri çekilişin bir göstergesidir. (s. 35)

Hayvanlar her yerde hayatımızdan çekiliyorlar. Hayvanat bahçelerindeki hayvanlar bu yok oluşun canlı anıtlarıdır. (s. 51)

Kitapta yer alan Yiyenler ve Yenenler başlıklı denemenin yemek yiyen herkesi ilgilendirmesi, kimi etoburları da kızdırması beklenir.

Burjuvalar gereğinden fazla yerler. Özellikle et yemeklerini. (s. 91)

… köylünün yemek yiyişinin temelinde doğrudan doğruya yemek yeme eylemi ve yenen yemek olduğunu görürüz… Burjuvanın yemek yiyişinin temelinde ise fantezi, törensilik ve gösteriş vardır… Birinci örnek doyumla sonuçlanır; ikinci örnek ise hiçbir zaman bir sonuca ulaşamaz ve özünde doyumsuzluk olan bir iştahın doğmasına yol açar. (s. 95)

Kitabın hayvanlarla ilgili son bölümünde Berger’in eşi Beverly’ye adadığı dizeleri yer alıyor (Onlar En Son Gidenler):


Sığırlar otlaklardan
serin ağıllara getirildiklerinde
meyve bahçelerinin sıcaklığını
ve yaban sarımsağının buğulu soluğunu
getiriyorlar.
… (s. 107)

Berger’in G adlı romanını, Görme Biçimleri, Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru AdımlarUnderstanding A Photograph başlıklı görsel sanatlar ağırlıklı yazılarını, Kıymetini Bil Herşeyin ve Hoşbeş adlı denemelerini okudum. Hepsinden kalıcı biçimde etkilendim.

Yaklaşımımın adil veya doğru olduğunu düşünmesem de, hem hayranlık hem saygı duyduğum yazarların ortak bir yanı olduğunu düşünüyorum. İnandıkları ve yazdıkları ile yaşantılarının -görebildiğim kadarıyla- örtüşüyor olması. Kabul etmesi zor da olsa, gerçek şu: Başta John Berger, hepsini kıskanıyorum.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s