Unutkan Ayna. Gürsel Korat.

Unutkan Ayna. Gürsel Korat. Yapı Kredi Yayınları, 2016.

Roman, 1915 Haziran’ında Nevşehir ve çevresinde 11 gün içinde yaşananlara odaklanıyor. Korat, daha önce Osman Şahin’in Sonuncu İz kitabında “üç öyküye dağılmış bir roman” olarak karşılaştığım can acıtıcı “tehcir” sürecinden bir kesit koyuyor önümüze. Dağılmakta olan bir imparatorluktan ulus devlet olmaya doğru acılı/acıklı gidiş… Düne kadar aynı bütünün parçası olup aynı çeşmeden su içen işinde gücünde insanların günler içindeki dönüşümleri… Tüm gündelik endişeleri birdenbire anlamsızlaştıran hayatta kalma çabası… Yalnızca ölmenin, öldürmenin değil acı çektirmenin, intikam almanın akıl dışı yollarla gerekçelendirilmesi… Toplu kirlenme.

Romanın adı “Unutkan Ayna”, olay örgüsünün tam göbeğini oluşturan “fotoğraf”a bir gönderme. Kaydedilen anın öncesini unutan, sonrasını bilmeyen fotoğrafa. Fotoğrafın saptayıp unuttuğu o anlar, biz unutmayalım diye…

Bölüm başlarının gün, saat, dakika olarak adlandırması, herşeyin ne denli hızla allak bullak olduğunu, çocukların okul bahçesinde birlikte koşup oynadıkları günden kuytularda öldürüldükleri güne ne çabuk gelindiğini vurguluyor. Nevşehir, tepetaklak olan devletin ve onun cesedi altında ezilenlerin küçük bir modeli. Korat’ın Mehmet Eroğlu’nunkine benzettiğim sinematografik bir anlatımı var. Eroğlu, Fay Kırığı Üçlemesi‘nde yakın tarihimizin ve günümüzün en önemli sorununu romanlaştırmıştı. Korat ise, akıl vermeyen, çok bilmişlik yapmayan, hakemlik etmeyen anlatımıyla 100 yıldan fazladır açık duran bir yarayı karşımıza getiriyor. Bu yaralar yalnızca zamana bırakmakla iyileşmiyor.

Gürsel Korat, okurun ön yargılarını aşıp kalbine ulaşabilmenin yolunu bulmuş. Zoru başarmış. Okumuşundan çobanına, esnafından askerine, kadınından erkeğine, müslümanından tantrıtanımazına çok sayıda özenle çizilmiş roman kişisi var Unutkan Ayna’da. Tarihimizin konuşmaktan hoşlanmadığımız bir döneminde yaşamış kişiler. Onlar dile gelip anlatıyor ne olduğunu. Tarihi olaylara tarih kitaplarından bakmakla, iyi bir edebiyatçının yazdıklarından bakmak arasında büyük fark var. Dürüstçe yapıldığında, ilki bilginizi artırıyor ikincisi insanlığınızı. Yaraları iyileştirmek için ikisi de gerekli.

Toplumların zor zamanlarında bireylerin kirlenmesi kaçınılmaz, hatta zorunlu gibi görünse de -bedelini ödeyerek- insan kalabilmeyi başaranlar var. Korat’ın anlattıklarından hiç değilse bu kalmalı akıllarda.

Romandan alıntı yapmaktansa Peter Ustinov’un şu sözüyle noktalıyorum yazıyı:

Ciddiye almamız gereken, kendimiz değil sorumluluklarımızdır.

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s