Doppler. Erlend Loe.

Doppler. Erlend Loe. Çeviren : Dilek Başak. Yapı Kredi Yayınları, 2nci Baskı, 2016.

Günümüzün refah toplumlarından biri olan Norveç’te, insan bir romana konu olacak nasıl bir sorun bulabilir ki? Türkçesi “rahat batması” olan bir yanıt fazla yüzeysel, fazla basite indirgeyici olmakla kalmaz yanlış da olur. Refah toplumunun insanı sorunsuzlaştırıcı olduğu varsayımını bir kenara bırakınca, bizi insan yapan unsurların teknolojik ve toplumsal ilerlemeler karşısında ortadan kalkmayacağını görebiliriz. Arayışlarımız, çözümleme gereksinimlerimiz, uyum düzeneklerimiz, başarısızlıklar karşısında geliştirdiğimiz tepkiler hiç bir koşulda durağan olamayacağımızın göstergesi. Tüm insanların sakin, mutlu, halinden memnun kılacak koşullar -insan doğasına uymayacağından- gerçek dışıdır. Bunu “roman tükenmez” diye okumak da mümkün!

Refah toplumu olmaya epey uzak olan ve pek çok anlamda kaynayan ülkemde, doymuşların toplumunda bile insanın mutsuz olabileceğini, yeni arayışlara girebileceğini görmek rahatlatıcı olabilir. Tünelin ucundaki ışığın da parlak olmak olmadığını sezmekten mazoşist bir tad alınabilir.

Roman kahramanımız Doppler’in kabaca her şeyi var. Zaten kendisinin olan, edinilmesi çaba gerektirmeyen varlıkları dışında (söylemeyeyim ne olduğunu!), sahiplendiği hemen her şey için başka bir şeylerden vazgeçmesi gerektiğinin ayırdına varıyor Doppler. İlk bakışta “manyak”, “gerzek” gibi gündelik sözcükleri yapıştırıp dönüp suratına bakmayacağımız bir roman karakteri: İşi, eşi, çocukları, evi, arabası, banka hesabı, dostları, “hayatı” olan ve görünürde hiçbir sorunu olmayan bir adam… Bu adamdan roman çıkar mı?
Loe’nin, gerçeküstü tonlar ve kara mizah öğeleriyle kurduğu romanı, doğadan uzaklaşmanın insanı kendinden uzaklaştırdığını anlatıyor. Kısa, kolay okunan, “çevreci” diye sınıflanabilecek Doppler’in “çizgi roman” tadında olduğunu düşündüm. Bu niteleme bir övgü veya yergi değil, kitap bitip arkama yaslandığımda hissettiğim yalnızca…

Peki, kapakta geyik ne arıyor diye çok merak etmeyin. Kitabın ilk sayfalarında bir değil iki geyik anlatıya katılıyor. Sonrasında geyik muhabbeti bile var!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s