Hayat Problem Çözmektir. Karl Popper.

Hayat Problem Çözmektir.  Bilgi, Tarih ve Politika Üzerine. Karl Raimund Popper. Çeviren : Ali Nalbant. Yapı Kredi Yayınları, 5inci Baskı, 2015.

Popper’le, bir okur olarak, 25 yıl kadar önce İrlandalı bir arkadaşım aracılığıyla tanışmıştım. O yıllardaki okumalarımdan beni çok etkileyen kavramı hiç unutmadım. Bu, bilimsel yaklaşımın her zaman teorilerden oluştuğu ve bilimin ayırıcı özelliğinin bu varsayımların “yanlışlanabilir” olmasında yattığı vurgusuydu. Çağımızın önde gelen felsefecilerinden Popper’in bilime ve felsefeye en büyük katkılarından birinin bu vurgu olduğuna inanıyorum. Bilimin, yanlış oldukları gösterilebilir teorilerden / tezlerden oluştuğunu görmek ve -daha da önemlisi- bunun bir kusur veya eksiklik olmadığının ayırdında olmak, düşünen insan için çok önemli. Akademisyenliğim süresince, ele aldığım her konuda güncel bilimsel bilgilerin o an için geçerli varsayımlar (teoriler) olduklarının bilincinde oldum. Öğrencilerime de bunu vurguladım. Bu tavır, güncel bilgilere, yaklaşımlara, sınıflamalara hak ettiklerinden daha fazla değer verenlere ters gelebilir. Bilimsel kaynaklarda, ders kitaplarında yer verilen bilgileri kutsal metinler, değişmez gerçekler gibi görmeye yatkın olanları şaşırtıp kızdırabilir. (Bu bilgilerin kitabın sonraki baskılarında değişiyor olması, bilimin varsayımlardan oluştuğunu kabul etmeyenleri nasılsa etkilemiyor). Popper’in görüşlerine yabancı olanlar için sınavlar, öğrencilerin güncel bilimsel gerçekleri öğrenip öğrenmediklerini sorgulamanın bir aracına dönüşür. Onlar için ilgili bilimsel alanın kitapları “gerçekler” ile doludur. Bunları bilmeyenler gerçeği bilmiyordur. Popper’in (benim de gönülden katıldığım) bakış açısından, bilimsel kitaplar “gerçekler” ile değil, güncel, sınanmış, o ana kadar yapılmış gözlemleri açıklayan, işe yarayan varsayımlarla doludur. O kadar. Kullanılan varsayım, (tıpta, mühendislikte, astronomide nerede olursa olsun) gözlemlerle çeliştiğinde yerini daha iyi bir varsayıma bırakır. Zamanın tüm hekimlerinin bir infeksiyon hastalığı olduğuna inandıkları Beriberi’nin bir vitamin eksikliği olduğunun anlaşılması süreci bunun ilginç örneklerinden biridir.

Popper’ın bilimsel yöntemin işleyişi ile ilgili görüşleri, bilim ile bilim dışı (din dahil) arasındaki sınırın nasıl çizilebileceğini de belirler. Örnek olarak, bir hastalığın nasıl tedavi edilebileceği konusunun, dinin ve din adamlarının alanı dışında olduğu açıktır. Tanrının var olup olmadığı, meleklerin nitelikleri, hangi ibadetin ne anlamı olduğu gibi konular ise bilimsel çalışmanın kapsamı dışındadır.

Popper’in yaygın olarak bilinen totaliterlik karşıtı, onun terimiyle “açık toplum”dan yana (anti-Marxist diye de özetlenebilecek) görüşleri de dolaylı olarak bilim felsefesine ilişkin görüşlerinin uzantısıdır. Tarihsel materyalizmin bilimsel olduğunu da, bununla ilişkili determinist yaklaşımları de kabul etmez.

Tüm felsefecilerin olduğu gibi, Popper’in görüşleri de tartışmalıdır. Zaten, bu görüşler tartışılsın diye dile getirilmektedir. Popper’i kapitalizmin, sömürünün, zalimliğin savunucusu olarak görme kolaycılığına kapılmadan, yazdıklarını -aracısız- okumak, düşünen insanın kendi düşüncelerini/inançlarını sınaması için gerekli bir etkinlik. Popper’ın yazdıklarından ve konuşmalarından derlenmiş bir seçki olan “Hayat Problem Çözmektir” işte tam da bu işe yarayabilir. Söyledikleri ilginizi çekerse, bazıları Türkçeye çevrilmiş olan yapıtları (Açık Toplum ve Düşmanları, Bilimsel Araştırmanın Mantığı, Daha İyi Bir Dünya Arayışı) elinizin altında.

Kitaptaki yazılar iki bölümde toplanmış. İlki “Doğa Hakkındaki Bilginin Sorunları” başlığını taşıyor. İkincisi ise “Tarih ve Politika Üzerine Düşünceler”. İlkinde Popper’in bilimin yapısı ve işleyişi üzerine düşünceleri akıcı ve sürükleyici örneklerle anlatılıyor. Kitaplaştırılması baştan planlanmamış konuşma ve makalelerin bir araya getirilmiş olması, Popper’in en önemli tezlerinin yinelenmesine neden oluyor. Bu da, aslında, onu daha iyi anlamaya yardım ediyor. İkinci bölüm ise ağırlıklı olarak demokrasinin ne olduğu – ne olmadığı üzerine. Komünizm karşıtlığının temelinde hangi akıl yürütmelerin bulunduğunu da burada görüyoruz. Daha iyi bir dünya özlemini bir kenara atmayan, insana -herşeye karşın- güvenen, inatla iyimser olduğunu vurgulayan Popper’in günümüz insanını bunaltan, isyan ettiren sorunların çözümü için neler önerdiği de kitabın sonlarında yer alıyor. Çok farklı kulvarlarda yol alsa da, hayranı olduğum felsefeci / deneme yazarımız Nermi Uygur da düşünen insana güvenme, iyimser ve güleryüzlü olma konularında Popper ile aynı noktada duruyor. Bu yönleriyle, ikisi de antidepresif etkili!

Popper, yaşamı ak ve kara / iyi ve kötü / aydınlık ve karanlık diye görenlerin ve bundan fazlasını akıl karıştırıcı, huzursuz edici, gereksiz bulanların okuyacağı bir yazar değil. Kendi doğrularını, kendi inançlarını başkalarının baktığı yerden görmeye cesareti olmayanların; inandıklarını sorgulamayı aklından geçirmeyenlerin okumak isteyeceği biri değil. Aslında, kendine yetecek tüm doğruları zaten bilen biri -Popper bir yana- neden birilerinin ne dediğini merak etsin ki? Neyse, tüm diğer okuryazarlar için, “Popper’in temel tezlerinin kısacık bir özetine bakmakla ne kaybederim” diyenler için bu küçük kitapçıkta bir dünya sağlam görüş var. Almaz mısınız?

Birinci Bölümden :

İnanıyorum ki, felsefi indirgemecilik bir yanılgıdır. Her şeyi özlükler ve tözler aracılığıyla nihai bir açıklamaya, yani ne daha fazla açıklama gerektiren ne de daha fazla açıklama getirme yetisi olan bir açıklamaya indirgeme dileğinden türemektedir. Nihai bir açıklama kuramından vazgeçer vazgeçmez hep daha fazla “Neden?” diye sorabildiğimizi fark ederiz. Neden-soruları hiçbir zaman son bir yanıta götürmez. Akıllı çocuklar bunu bilir görünürler, her ne kadar sonunda, ilke olarak sonsuz bir dizi soruyu yanıtlamak için yeterli zamana asla sahip olamayacak yetişkinlere teslim olsalar da. s. 69

Bilgikuramımın temel fikri, problemlerin ve hipotezler oluşturarak ve kuramlar ya da tahminler aracılığıyla bunların çözüm denemelerinin, bütün gözlemlerimizden önce geldiğidir. Kuramlar hem mantıksal hem de tarihsel olarak deneyimimizin ortaya çıkmasında yol göstericidir – hem kişisel tarihimizde, hem de insanlık tarihinde yol göstericidir. s. 89

Seksenüç yaşımda ben, bugün, tanıdığım en mutlu insanım. Yaşamı tarifsiz bir ölçüde harika buluyorum. Aynı zamanda iğrençtir de, çünkü en yakın akraba ve arkadaş çevremde korkunç derecede üzücü ölüm biçimlerine tanık oldum. Yakın akrabalarımdan onaltısı Hitler’in kurbanı oldu, ya Auschwitz’te ya da intihar ederek. Bütün bunlara rağmen ve her ne kadar bazen çaresiz kaldıysam ve bugün de büyük dertlerim varsa da, “son gülen iyi güler” sözü benim için de geçerli; sonuçta mutluyum. s. 91

… günümüzde entelektüeller arasında yaygınlaşan dünyamızın kötülüğü ideolojisini bir budalalık ve sahte bir din olarak görüyorum. s. 92

Hiçbirimiz hiçbirşey, ya da neredeyse hiçbirşey bilmiyoruz. Öyle tahmin ediyorum ki bu, yaşamımızın temel gerçeklerinden biridir. Hiçbir şey bilmiyoruz, sadece tahmin edebiliriz. s. 92

Doğabilimsel bilgi, bilgi olmasa da, bu alanda elimizdekilerin en iyisi odur. Ben buna tahmin bilgisi diyorum – kesin bilgi isteyen ve onsuz olamayacaklarına inanan insanları, az çok teselli edebilmek için. s. 93

Bilim doğruluk arayışıdır, kesinlik arayışı değil. s. 94

Herşey olabilirim, ama din karşıtı asla. Benim dinim dünyanın mükemmelliklerinin öğretisidir; özgürlüğün ve harika insanların yaratıcı güçlerinin öğretisi. Korkunun, acının, destek olabileceğimiz ümitsizlerin öğretisi. İnsanlık tarihinde meydana gelmiş ve hala tekrar tekrar meydana gelen iyilik ve kötülüklerin öğretisi. Ve de insanların, özellikle de en zor yaşamı sürmüş olan kadın ve çocukların yaşam sürelerini uzatabildiğimiz yolundaki sevinçli haberin öğretisi. Başka bir şey de bilmiyorum. Her ne kadar bilimsel doğruluk arayışı benim dinimin bir parçası ise de, büyük bilimsel hipotezler bir din değildir. Olamazlar da. s. 99

Çocukların gerçekten liderlere ve önderlere, dogmalara ve sağlam bir düzene gereksinimi vardır. Ama daha sonra yetişen genç insanlar, kendilerini liderlerden, dogmalardan, “bilici”lerin ideolojilerinden kurtarabilirler ve kurtarmalıdırlar. Bu çok da kolaydır. Kafanıza hiçbir şey sokulmasına izin vermeyin – tabii benim tarafımdan da. s. 99

Entelektüeller hiçbir şey bilmiyor. Mütevazı olmamaları, küstahlıkları, herhalde dünya üzerinde barışın en büyük engelidir. En büyük umut, ukala olmakla beraber, bunu görmeyecek kadar aptal olmamalarıdır. s.101

Hatalar yapmaya devam edeceğiz. Ama şu hipotezin belki de gerçek olabileceği umudu var : İdeoloji olmazsa savaş da olmaz. İdeolojilere karşı savaş, her durumda girişilmeye değer bir savaştır. s. 101

Ben bildiğimiz her şeyin, genetik olarak a priori olduğunu iddia ediyorum. Yalnızca a priori olarak kendimizin icat ettiği şeylerin ayıklanması a posterioridir. s. 103

Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse: Sadece deneme ve yanılma aracılığıyla öğreniyoruz. Denemelerimiz ise daima bizim hipotezlerimizdir. Dış dünyadan değil, bizden kaynaklanırlar. Dış dünyadan sadece bazı denemelerimizin bir yanılgı olduğunu öğreniriz. s. 104

Hiçbir şey bilmiyoruz – bu birincisi.
Bu nedenle çok alçakgönüllü olmalıyız – bu ikincisi.
Bilmediğimiz halde bildiğimizi iddia etmemeliyiz – bu da üçüncüsü.
Halka sevdirmek istediğim yaklaşım kabaca budur. Ama geleceği pek parlak görünmüyor. s. 115

 

İkinci Bölümden :

Usçu basitçe, haklı çıkmaktan çok öğrenmeye değer veren; yabancı fikirleri olduğu gibi kabullenmek yerine, kendi fikirlerini başkalarının eleştirisine açarak ve başkalarının fikirlerini eleştirerek öğrenmeye açık olan insandır. Burada vurgu, eleştiri fikrinde veya daha doğrusu eleştirel tartışma fikrinde yatmaktadır. … Usçu, usunu başka insanlara borçlu olduğunu bilir. s. 129

… tarihin anlamı sorusunun genel olarak sorulduğu anlamda, cevap olarak şunu söylüyorum : Dünya tarihinin anlamı yoktur. s. 150

… güce tapma, putperestliğin ve kölelik ruhunun en alçakça biçimlerinden biridir. s. 152

Şans oyunları gibi tarihselcilik de, davranışlarımızın ussallığının ve sorumluluğunun uyandırdığı çaresizlik duygumuzdan doğmuştur. O yozlaşmış bir umut ve yozlaşmış bir inançtır, ahlaksal coşkumuzda ve başarıyı küçümsememizde temellenen umut ve inancın yerine, sahte bir bilimden çıkan bir kesinliği koyma denemesidir. s. 161

Devlet yetkisinin kötüye kullanılmasını engellemek için özgürlüğe, özgürlüğün kötüye kullanılmasını engellemek için de devlete gereksinimimiz vardır. Bu açıkça hiçbir zaman soyut bir şekilde ve ilke olarak asla yasalarla tam olarak çözülemeyecek bir problemdir. Bir yüce divana ve her şeyden de çok, iyi niyete gerek vardır. s. 179

Neden biz entelektüellerin yardım edebileceğini düşünüyorum? Çok basit : Biz entelektüeller binlerce yıldır en korkunç zararları verdiğimiz için. Bir fikir, bir öğreti, bir kuram adına kitlesel kıyım – işte bu bizim işimiz, bizim icadımızdır; entelektüellerin icadıdır. İnsanları -hep de iyi niyetle- birbirine karşı kışkırtmaktan bir vazgeçebilsek, bu bile çok şey kazandırırdı. Bizim için bunun imkansız olduğunu kimse söyleyemez. s. 196

Ben gelecek hakkında hiçbir şey bilmeyen ve o yüzden hiçbir öngörüde bulunmayan bir iyimserim. s. 216

Politik özgürlük –despotluktan özgür olmak– bütün politik değerlerin en önemlisidir. Her zaman politik özgürlük için savaşmaya hazırlıklı olmalıyız. Özgürlük her zaman kaybedilebilir. Hiçbir zaman onu güvenceye aldığımızı düşünerek elimiz boş durmamalıyız. s. 220

Popper konusunda önyargıları olan, kendince haklı nedenlerle Popper’i “kötülerden yana” olmakla suçlayan veya onu hiç tanımayanlara kitabın son iki paragrafını alıntılayarak bitiriyorum (s. 258) :

Gelecek açıktır. Önceden belirlenmiş değildir. Bu yüzden kimse olacakları önceden söyleyemez – rastlantılar hariç. Gelecekte bizi bekleyen olasılıklar, hem iyileri hem kötüleri, önceden görülemez. “İyimserlik ödevimizdir” derken, sadece geleceğin açık olmasını değil, aynı zamanda geleceği yaptıklarımızla hepimizin birlikte belirlemesini de kastediyorum. Gelecek olanlar için hep birlikte sorumluyuz.

Bu yüzden kötü bir şeyi önceden bildirmek yerine, geleceği daha iyi yapabilecek şeyler için emek vermek hepimizin ödevidir.

Advertisements

One thought on “Hayat Problem Çözmektir. Karl Popper.

  1. Pingback: Biz. Yevgeni Zamyatin. | Bulent Celasun's Blog

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s