Çürümenin Kitabı. E. M. Cioran

Çürümenin Kitabı. E. M. Cioran. Çeviren : Haldun Bayrı. Metis Yayınları, 4üncü Baskı 2014.

Cioran

Cioran’ın yazdığı ilk kitap, okuduğum ikinci kitabı oldu! Biçim olarak Burukluk‘tan çok farklı değil, kapsam olarak daha geniş. Burada 6 farklı başlıkta toplanan kısalı uzunlu denemelerinde karamsarlığın (nihilizm demeli belki), alaycı ve rafine halini sergiliyor Cioran. Hayatı fazla ciddiye alanları şaşırtacak, kızdıracak sözler ediyor. Zor bir metni, “tadında” çevirmeyi başarmış olan Haldun Bayrı’nın başarısını not etmeliyim. Attila İlhan’ın, Cumhuriyet öncesi yılların Türkçesine yer veren yapıtların genç okurları zorladığı görüşüne verdiği karşılığı da anımsatayım, yeri gelmişken : “Öğrensin keratalar!”

Altını çizdiğim satırların çokluğuna bakılırsa, Çürümenin Kitabı hep elimin altında olacak bundan sonra! Alıntıları okurken, bunların İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, Fransa’da yaşayan bir Romanyalı tarafından yazıldığını dikkate almanızı öneririm.

Birisinin idealden, gelecekten, felsefeden içten bir şekilde söz ettiğini, emin bir ses tonuyla “biz” dediğini, “diğerleri”ni andığını duymam; kendini onların tercümanı olarak gördüğüne şahit olmam onu kendime düşman görmem için yeterlidir. Onda bir tiran müsveddesi, aşağı yukarı bir cellat görürüm; tiranlar kadar, büyük cellatlar kadar nefrete müstahaktır. Her imanın bir tür terör icra etmesindendir bu: ve bunu yerine getirenin “saflar” olması. olayı daha da ürkütücü hale getirir. … Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur: En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar. s. 9 (Benzer düşünce için bakınız : Kara Ayin. John Gray!)

Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar. s. 10

Siyasetçiler, reformcular ve kollektif bir bahaneden yana çıkan herkes üçkağıtçıdır.  s. 21

İnsan, aylaklıktan kan dökmeye kadar uzanan bütün fiil yelpazesini, sadece fiilin anlamsızlığını idrak etmediği için kullanır: Yeryüzü üzerinde yapılan her şey, boşluk içinde bir doluluk yanılsamasından, Hiçlik’in esrarından gelir. s 71

Cesaret ve korku, hayata densizce bir anlam ve ağırlık vermekten ibaret olan o aynı hastalığın iki kutbudur. s. 73

Terazinin bir kefesine, dünyaya “saflar”ın yığdığı kötülükleri, öteki kefesine de ilkesiz ve kuruntusuz insanlardan gelen kötülükleri koysaydık, ilk kefe ağır basardı. Her selamet formülü, onu öneren zihnin içinde bir giyotin kurar. … Halkları oportunistler kurtarmış, kahramanlar perişan etmişlerdir. s. 89 (Gene bakınız : Kara Ayin. John Gray)

İnsanlık sadece kendini telef edenlere tapmıştır. s. 99

Bir felakete katkıda bulunmadıysanız iz bırakmadan yok olacaksınızdır. s. 100

En derinlerimizde, bütün diğer kesinliklerden üstün bir kesinliği muhafaza edelim : Hayatın anlamı yoktur, olamaz. s. 103

Melankoli egoizmin düş halidir. s. 103

Özgür olmayı deneyin : Açlıktan ölürsünüz. s. 104

Ümit bir köle meziyetidir. s. 139

Bir din, kendini dışlayan doğruları hoşgördüğü zaman tükenir: artık adına öldürülmeyen bir tanrı da gerçekten ölmüş demektir. s. 158

 

 

 

 

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s