Belleğin Kış Uykusu. Mehmet Eroğlu.

Belleğin Kış Uykusu. Mehmet Eroğlu. Agora Kitaplığı, 2006.

 

Eroglu’nun Fay Kırığı Üçlemesi‘nden sonra okuduğum dördüncü romanı. Yayım tarihi onlardan önce. Roman, kim olduğunu unutmuş bir adamın kendine dönüş yolculuğunu “tren yolculuğu” eğretilemesi biçiminde ele alıyor. Temel olarak, hayatın tadını acının, sevginin, anıların oluşturduğu tezi işleniyor. Fantastik olarak adlandırılabilecek öğeler, usta işi kurgu ve Eroğlu’nun diğer romanlarındakine benzer sinematografik anlatım karşılıyor okuru… Üç bölümü olan roman, aslında hemen tümüyle “Bellek” adlı orta bölümden oluşuyor; “Yitiriş” başlıklı ilk bölüm ve “Uyanış” başlıklı son bölümün her biri birkaç sayfa. Bellek, kendine özgü gerçeklik ölçeği ve düş benzeri yapısı ile romanın belkemiği…

Belleğin Kış Uykusu; mutluluk arayışını yüceltmeye karşı çıkan, acının ve erdemlerin yaşama daha çok değer kattığını vurgulayan bir roman. Sonlara doğru şöyle bir soru var : “Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür?” (s. 246). Soruyu soran karakter (Palyaço), yanıtını da birkaç sayfa sonra veriyor : “Bütün özgün yapıtlar gibi hayatımız da amaçlarımızın bir ürünüdür” (s. 249). Yeterince açık, değil mi?

Romanı en iyi özetleyen sözün şu olduğunu düşünüyorum : “Acı, mutluluğu anlamak için gereklidir; tıpkı ışığın karanlık sayesinde kavranması gibi…” (s. 206).

Bu kitap, belki de Eroğlu’nun edebiyat üzerine şu sözü ile anımsanacak: “Edebiyat bize yaşamadığımız, yaşayamadığımız ya da yaşayıp da farkına varmadığımız hayatlar hediye eder”.

Eroğlu’nun bana hediyesi ise “evcil erdemlerin adamı olmak” sözü (s. 272) oldu. Daha güzel söylenemezdi 🙂

Alıntılar :

“Bellek silinemez ve asla yok edilemez! Sadece unutkanlığın zarı anıların ışıldamasını engeller. Sonra bir darbe gelir ve o zarı parçalar. Hatırlamak budur…” s. 23

“Sırf korktuğumuz için ölüme haksızlık yapıyor, bize derinlik katan önemini göz ardı ediyoruz. … Unutmayın, bilge kişi ölümden değil hayattan korkar”. s. 112

“Ruhsal acının insanı bedeninden uzaklaştırdığını biliyoruz. Fiziksel acıysa, bedenin kendini hatırlamasıdır. Bu tür acı, bedeni ruhun esaretinden kurtarır”. s. 113

“Sevgi belki de sevilme isteğimizden başka bir şey değil. Aslında sevgiyle ilgili tek bildiğim şey, sevginin nedenini aramanın bu duyguyu anlamsızlaştırmak olduğu… Çünkü gerçek sevgi, nedensizdir”. s 198

“Hayvanlar için mutluluk var olmaktır. İnsanlar içinse bu varlıkla ne yapacağını bilmek”. s. 238

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s