Mutsuz Olmak. Wilhelm Schmid.

Mutsuz Olmak. Bir Yüreklendirme. Wilhelm Schmid. Çeviren : Tanıl Bora, İletişim Yayınları, 3üncü Baskı, 2014.

Küçük, kısa (92 sayfa), rahat okunur ve rahatlatır (!) bir kitap. Turgut Demir’in çizimleriyle bezenmiş bir de… İyi ki okudum dediğim, sevdiğim bir kitap(çık) oldu… En çok da, melankolik olmamın fena bir şey olmadığına beni inandırdığı için. (Melankoli insanın varolmasının tarz ve biçimlerinden birisidir, ruhun bir oluş tarzıdır, insan varoluşunun asli bir unsurudur, bunu herhangi bir biçimde marazi sayamayız. s.49)

Schmid özet olarak, “insanların mutlu olmaya kafayı takması görece yeni bir durumdur ve bu takıntı kendi başına mutsuzluk nedenidir” diyor.

Kitaptan seçilmiş birkaç satır :

Sürekli hoşnutluğun mutluluğunu arayacağınıza önünüzdeki işi yapmak ve olabildiğince iyi yapmak, iyi bir fikirdir. s.36

Depresyon teşhisinin melankoliyle ilgili olarak da enflasyonist biçimde kullanılması, hasta sayısını saçma derecede artırmaktadır. s.57

Mutluluğa erişme çabasındaki ısrar, anlam yoksunluğunun yol açtığı çaresizliğin bir işaretidir sadece. s.60

İntihar üzerine : Hayata kendi başına bir değer atfeden varoluşsal tercih, şayet yaşamayı tercih etmeme seçeneğinin olduğu bir zeminde yapılırsa daha inandırıcı olacaktır. s.66

Mutsuzlar, bir tehlikeyi, bir yanlışlığı, bir haksızlığı, bir adaletsizliği mutlulardan çok daha çabuk fark ederler. s.91

Günümüz okuru için pek bir anlamı olmasa da Tanıl Bora’nın çeviri konusundaki tavrını sevmediğimi söylemeliyim. Kitabı kolayca okuyup anlayabiliyorum. Çeviri kokusu hissedilmeyişi de hoş… Gene de, Tanıl Bora’nın (bilerek yaptığından hiç kuşku duymadığım) sözcük seçimleri bu satırları yazmaya itiyor beni. Çoğu okuru hiç rahatsız etmediğine inansam da; ön yargılarımı, kişisel beğenilerimi bir yana koyduğumda kitabı kolayca okuyabiliyor olsam da!

Aşağıdaki sözcüklerin tümü kitabın 77 ve 78inci sayfalarından :

İmkan, fragman, alaka, malumat, izah, tesir etmek, hakikat, vakitlice iktisap edilmek, nihai, tedricen, tecrübe etmek, feragat etmek, tasavvur etmek, gayrı iradi, telakki, muamma…

Bunlar da aynı sayfalardan :

Anlam, benlik, bağlantı, özlem, bilinç, kutupsallık, yazgısal, varoluş…

Dile böyle gelişigüzel gibi duran yaklaşımın Tanıl Bora’ya özgü olmadığını, başkalarının da bilinçli bir seçim olarak böyle yazdıklarını biliyorum. Herkes Tahsin Yücel gibi yazsın demiyorum, kendimi yazarların sözcük seçiminlerini deneyleme/onaylama konumunda hiç görmüyorum. Gene de, bu yaklaşımı itici bulmamak elimden gelmiyor… Kökeni, kapsamı, tarihçesi farklı sözcüklerin aynı yazıda rahatça kullanılmasının yazı dilini zenginleştirdiğini öne süren  sav, tembelliği örtmenin bir aracı da olabilir…

Yazıyı, Schmid’in Sofokles’den alıntıladığı şu sözlere bitiriyorum :

En iyisi hiç doğmamış olmaktır. Şayet doğduysan da olabilecek ikinci iyi şey, nereden geldiysen bir an evvel oraya dönmen olur. s81

🙂

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s