Taoculuk Üzerine Meseller Diyaloglar. Chuang Tzu.

Taoculuk Üzerine Meseller Diyaloglar. Chuang Tzu. Çeviren : Ömer Tulgan. Yol Yayınları, 1996.

Taoculuk Üzerine

Din dışı Taoculuk en az on yıldır ilgi alanımda. Özellikle de bunun fotoğraf ve Zen Budizm ile kesişmesi bağlamında. Felsefi Taoculuk da denilen bu akımın kökeni Çin’e ve milattan önce 400 – 300 yıllarına dayanıyor. Aynı adlı yaygın dini inanış ile -bu günkü anlamıyla- ilgisi yok denebilir. Bütün tek tanrılı dinlerde bulunan, yerine göre mistisizm olarak da adlandırılabilen damar ile bir ölçüde örtüştüğü söylenebilir. Günlük konuşmalarda bir “felsefe” olarak söylense de, bu etiketi taşıyacak bir sistematiği yok aslında. (Taoculuk terimini, yazının bundan sonraki kısımlarında, bu sınırlamalar içinde, “felsefi Taoculuk” anlamında kullanacağım).

Temel (belki de tek) kitabı “Tao Te Ching” olan Taoculuk’un günümüz insanına hala söyleyecek sözü olması çok ilgi çekici. (Yakınlarda tanıttığım Doğan Kuban’ın kitabı bunun ülkemiz için de geçerli olduğunun bir kanıtı sayılabilir). Tao Te Ching’in, yazıldığı ve elden ele aktarıldığı dönemin yazım ve gramer kurallarının sonraki ikibin yılda çok değişmiş olması da dolaylı olarak buna katkı sağlıyor. Katkının kaynağı, kaçınılmaz / zorunlu olarak karşımıza çıkan “çok anlamlılık”. Her sözcüğün bir karakter (resim denebilir belki) olduğu yazı, Çincede bile farklı biçimlerde anlaşılabiliyor.  Sözcük ekonomisinin dorukta olduğu yapıt zaten gösterişsiz. Bunun çevirileri de ister istemez büyük ölçüde çevirenin yapıtı oluyor… Okullu bir felsefeci için, Taoculuk’un temel kitabı Tao Te Ching tam bir felaket olmalı. Anlam bütünlüğü, mantık, tutarlılık gibi arayışları olanlar için bunun bir felsefe olarak ciddiye alınması mümkün değil. Ancak, bir yandan huzursuz olmasına karşın doğadan her gün daha çok uzaklaşan, kendine ve çevresine yabancılaşan, oyuncağı olduğunu hissettiği kapitalizmin kendi yaşam biçimi olmasına karşı koyamayan insan için Taoculuk hala duyulmayı hak eden tatlı bir ses olmayı sürdürüyor.

Taocu yaklaşım, evrenin, dünyanın, insanın bir tanrı tarafından yaratılıp yaratılmadığı sorusu ile hiç ilgilenmiyor. Sonraki yüzyıllarda geliştirilen pek çok “gerçek” felsefi akım gibi, Tanrının varolup olmadığı konusunu ilgi alanının tümüyle dışına koyuyor. Bu, “Tanrı yoktur” veya “Tanrı vardır” gibi ön kabulleri gereksiz kıldığı gibi, her iki inançtan insanın da Taoculuk ile ilgilenebilmesini sağlıyor. İnsanı değil, kısaca doğanın düzeni denebilecek bir kavramı önemsiyor. Birey (John Gray’in Saman Köpekler’ini anımsatır biçimde),  her şeyin ona göre ayarlandığı söylenen sahte bir düzenin merkezinden alınıp doğanın bir parçası konumuna getiriliyor. Mutluluk bir amaç olarak yüceltilmese de, mutsuzluğun temel nedenleri olarak şunlar sayılıyor : Aşırı bilgi, para kazanma hırsı, yönetme arzusu, sahip olma arzusu, hayatı kurallarla doldurma isteği. Kabaca ve kısaca, “fazlaca kasmak”! Hırsızlığı önleme konusuna ne kadar çok önem verirseniz hırsızlığın o kadar artacağını, ordunuzu ne kadar güçlendirirseniz o kadar çok kan döküleceğini söylüyor örneğin.

Peki, asıl bu yazının konusu olması gereken kitabımızın Taoculuk ile ilgisi ne? Şu: Chuang Tsu tarafından yazıldığı kabul edilen bu kitap, Taoculuk’un temel kitabı olan (günümüzde de iyi bir çevirisini mutlaka okumanızı önereceğim) Tao Te Ching’in tamamlayıcısı. Tao Te Ching, sade, çok anlamlı, okuyanın anlayışının sınırlarını yoklayan bir kitap… Saçma sapan ve anlamsız bulanlar olabileceği gibi, ömrü boyunca aradığı cevheri bu kitapta bulanlar da olabilir. Chuang Tsu, güler yüzlü, şakacı bir anlatımla, din öğretiminde çok başvurulan “kıssadan hisse”  yaklaşımıyla hayatın içinden örnekler vererek Tao Te Ching’in mesajının daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Çok önemli bir iş yapıyor! Kitap, Taoculuk’un kısa bir tarihçesi olarak da okunmaya elverişli…

Bu blog yazısını çok uzatmadan, Taoculuk’un Zen Budizm’den Yeni Çağ (New Age) akımlarına, dinden sanata, Tai Chi’den yogaya pek çok alanda yansımaları, uzanımları olduğunu söylemeliyim. Ursula Le Guin’in tüm yapıtlarının (özellikle de geçenlerde okuduğum kitabının) Taocu bakış açısını kavramada olağanüstü yardımı olacağını da vurgulamalıyım.

Kitaptan tek bir alıntı yapacağım. Bu alıntıyı, Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası” filminden anımsayacaksınız! :

Ben mi gördüm kelebek olduğumu düşümde,

Yoksa, ben olduğunu düşleyen kelebek mi?

 

Advertisements

4 thoughts on “Taoculuk Üzerine Meseller Diyaloglar. Chuang Tzu.

  1. Pingback: Çakıl, Hayatın Anlamı ve Bach! | Bulent Celasun's Blog

  2. Pingback: Düşünceler. Marcus Aurelius. | Bulent Celasun's Blog

  3. Pingback: En Uzak Sahil. Ursula K. Le Guin | Bulent Celasun's Blog

  4. Pingback: Dünyanın Doğum Günü. Ursula Le Guin. | Bulent Celasun's Blog

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s