İntihar (Zamanımızın Bir Kahramanı). Kaan Arslanoğlu.

İntihar (Zamanımızın Bir Kahramanı). Kaan Arslanoğlu. Adam Yayınları, 1999.

İntihar - Kapak

Antika bir yazar Arslanoğlu! Çocukluğunu, hekimliğini, psikiyatri deneyimini, askerliğini katıyor romanlarına. Romanları gerçekten bir şey söylesin, bir şey anlatsın istiyor. Bir işe yarasın. Aslında bu modernist zırvaların modasının geçtiğini biliyor ama belli ki elinden/kaleminden başka türlüsü gelmiyor. Ne bireyi yüceltiyor, ne ülkesini pazarlıyor ne de okuruna masaj yapıyor; Nobel’e aday olması düşünülemez bile!

İntihar, bu sıralar okuduğum en iyi roman. Klasik denebilecek bir biçemi ve deşilen tek bir karakteri var: Erdem. Arslanoğlu’nun kahramanına bu adı vermesinin nedeni de romanda saklı; aramaya değer! Erdem, sıradan olduğunu fark edip, bu farkındalığı nedeniyle bunalan sıradışı bir adam! Arslanoğlu, -aslında hiç sıradan olmayan- Erdem karakterini kullanarak çıkarcı, gündelik hesaplara gömülü, söylediği ile yaptığının uyuşmamasından rahatsızlık duymayan, ilkesiz yanımızın ipliğini pazara çıkarıyor. Erdem de bundan payını alıyor almasına; bedel ödeyerek… İnsan, bedelini ödemediği hiç birşeyi elde edemez diyor Arslanoğlu…

İntihar da ilk satırlarından başlayarak Erdem’e paralel ilerleyen bir izlek. Bu düşünceyi aklından geçirmiş olanlara çok tanıdık gelecek ayrıntılar sıralanıyor biz Erdem’i tanıdıkça. Romanın gereksinim duyduğu gerilimi de bu sağlıyor… İntihar gerekli mi? İşe yarar mı? Erdem intihar etmeyi istiyor mu? İstiyorsa, neden? Edecek mi? Arslanoğlu, bireyin intihar düşüncesinin kaynaklarını ustaca deşerken, odak noktasına toplumun işleyişindeki bayağılıkları oturtuyor. Toplumun parçası olmak; ilkesiz, tutarsız, kişiliksiz olmak anlamına geliyorsa; bunu fark eden bireyin elinde intihardan başka seçenek kalıyor mu? Arslanoğlu’nun “sıradan” kahramanı Erdem’in dağ başında kendisiyle, toplumla ve yaşamla hesaplaşması, aslında bu yanıtın aranışı…

Arslanoğlu, dünyayı değiştirmeye çalışmanın salakça değil, erdemli bir tavır olduğuna inanıyor ve tüm romanlarını bu inançla yazıyor. Onun; zayıflıkları, yanlışları olan roman kişileri, bildik anlamda kusursuz bir kahraman olmadan da sorumluluk taşınabileceğini, doğru eylemler yapılabileceğini, umutsuzluğun ve pes etmenin bir hak olmadığını göstermek için var oluyorlar. Erdem de onlardan biri…

Bu romanı belki de kendi yaşamımdan, yanlışlarımdan, yolumu kaybetmelerimden izler bulduğum için bu kadar sevdim. Ancak, Erdem kadar güçlü, Arslanoğlu kadar inatçı değilim… Sürekli başkalarının söylediklerinden, yaptıklarından yakınan insanın durup kendi varlığına yakından baktığında nasıl pişkin pişkin gülümseyebildiğini bir türlü anlayamıyorum…

İnsan, kendine nasıl katlanabiliyor?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s