Belleğin İzinde. Daniel L. Schacter (Searching for Memory).

Belleğin İzinde. Daniel L. Schacter. Çeviren Eda Özgül. Yapı Kredi Yayınları, 2010.

Uzmanlık alanı bellek olan psikoloji profesörü Schacter’in kitabı, sokaktaki adam için değilse bile, biraz mürekkep yalamış, bilimsel konulara meraklı herkes için yazılmış denebilir. Günümüzde üretilen yıllık makale ve kitap sayısı dikkate alındığında en önde gelen çalışma alanları arasında olan bilişsel bilimlerin önemli bir kısmı bellek ile ilgili. Böyle olduğu için, orijinali 1996’da basılan (ve basım tarihinde son derece güncel olan) bu kitap, günümüzde bilimsel anlamda biraz eskimiş olabilir. Buna karşın, bellek konusuna görece yabancı bir meraklıyı fazlasıyla tatmin edecek bir kitap olduğu su götürmez. Schacter’in bellek ve psikoloji ile ilgili, çoğu dilimize çevrilmemiş başka kitapları olduğunu da anımsatayım. On bölümden oluşan kitap, belleğin anatomik bileşenleri, çeşitleri, işleyişi gibi konuları çok daha hafif ve kolay sindirilen ‘Duygusal Anılar’ ve ‘Bellek Savaşları’ gibi başlıklarla sunuyor. Kitabın sonunda da bir ‘textbook’ gibi kaynakça verilmiş; merak eden için yalnızca bu kısım bile bir hazine… Schacter, işleyeceği konuları ilginç bellek sorunları olan kişileri örnek alıp okuru meraklandırarak anlatıyor. Kendisi bu alanda teori üreten bilim adamlarından biri olmasına karşın, başka teoriler karşısında tutarlı bir bilimsel tavır sergileyerek onları da yeri geldikçe ele alıyor.
Bu alana uzak olanların belki en çok ilgiyle okuyacakları bölümler, anımsama ile ilgili. Anımsadıklarımızın; belleğimizde anımsanmayı bekleyen bir anıyı alıp gündeme getirmekten başka birşey olmadığı görüşünün yanlış olduğunu biliyoruz. Anı dediklerimizin tümü; o anıyı belleğe koyma, bellekte saklarken ara sıra tozunu alma ve anımsamaya yol açan koşullar gibi süreçlerin bir bileşeni. Bu, belki de kitabın önünüze koyduğu en vurucu, kabul edilmesi en zor bilgi. Bu durumda, anılarımızın doğruluğu ve güvenilirliği epey sarsılıyor… Schacter, tüm kırılganlığına karşın, belleğimizin gene de oldukça iyi iş çıkardığını sık sık vurgulayarak okura “korkma o kadar” dese de, anıların gerçeklik ile ilişkisinin sandığımız kadar basit olmaması bile insanı çok sarsacak bir bilgi. Kısaca “tanıklık” dediğimiz konunun anılardan oluştuğunu anımsamak yeter herhalde. Bir şekilde polis tarafından göz altına alındığınızı düşünün. Karşınızda (veya aynanın öte yanında) duran biri de sizi göstererek “işte, buydu!” desin. Ne hissediyorsunuz? Bu kişi, olay (cinayet?) yerinde sizi gördüğüne emin… Sizi daha önce hiç görmediğine de kuşkusu yok… İşiniz zor değil mi? İsterseniz, bir kere de o suçlayan parmağın size ait olduğunu düşünelim! Karşınızdaki kişiyi “gerçekten” olay yerinde gördüğünüzü söyleyen belleğiniz, sizi feci biçimde yanıltıyor da olabilir mi?

Çeviride günümüz okuru açısından göze batan, rahatsız eden, okumayı güçleştiren hatalar görmedim. Ancak, çoğu genç çevirmen gibi, Eda Özgül de, seçtiği sözcüklerin öztürkçe, osmanlıca, arapça veya latince olması ile pek ilgili değil. O an o tümceye hangisini yakıştırırsa onu kullanıyor. Seksen öncesinden kalmamış (!) okurlar, bu seçimlerin gelişigüzelliğini fark etmeyeceklerdir bile! O dönemlerin dil tartışmalarını yaşamış olanlar ise, en azından biraz şaşıracaklardır. Örnek olarak, hatırlama ve anımsama, aralarında ayrım gözetilmeden kullanılıyor. Denek, örüntü, uzamsal gibi sözcüklerle aynı sayfalarda iptidai, imkan vermek, muhafaza etmek, mefhum, mükemmel, muhafaza etmek sözcüklerini veya adapte, alter kişilik gibilerini görebilirsiniz. Bir de nörobilim gibi tamlamalar var… Ben, çevirideki emeğine saygı duyduğum Eda Özgül’e bir Tahsin Yücel kürü öneriyorum! Öztürkçe sözcüklerle anlatılamazmış gibi gelen öyküleri, doğallığı bozmadan yazabilen büyük yazarımız Tahsin Yücel’e de selam olsun böylece 🙂

Tüm meraklılara bu kitabı okumalarını öneriyorum. Belleğe dayalı inatlaşmalardan (“öyle demiştin / hayır, dememiştim”; “o gün orada olduğuna eminim / kesinlikle yanılıyorsun!”) vazgeçmeyi düşünür müsünüz bilemiyorum! Gene de, en azından, bundan sonra neleri okuyacaklarına karar vermelerinde yardımı olacaktır!

(A little note on Daniel L. Schacter’s “Searching for Memory”, a must for all enthusiasts of the cognitive science field).

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s