Spinoza Problemi (Spinoza Problem). Irvin Yalom.

Spinoza Problemi. Yazan : Irvin Yalom. Çeviren: Ahmet Ergenç. Kabalcı Yayınevi 2012.
Daha önce “Nietzche Ağladığında” ve “Din ve Psikiyatri” kitaplarını okuduğum Yalom’un bu kitabı diğerlerinden çok farklı. Öncelikle, yayınevinin bu kitabı “roman” değil “İnceleme Dizisi”nin 66ncı kitabı olarak tanımladığına dikkat çekeyim. Yalom, biraz gönülsüzce de olsa, yapıtından roman diye söz ediyor ama kitabın başındaki ve sonundaki bölümler aslında bunun neden bir roman olmadığını açıklıyor.

Spinoza Problemi’nin roman olup olmadığı neden önemli? Roman olsa ne olur olmasa ne olur? Kitaba nasıl yaklaşacağımızı, onu hangi yönlerden eleştireceğimizi türü belirliyor da ondan. Kısaca söylemek gerekirse, bir roman olarak bakıldığında bu, kötü bir roman. Nokta! Başlıca iki kahramandan en az biri, roman kahramanı olarak ayakta duramıyor. Dahası, yazar bu kahramanına (Alfred) açıkça kötü davranıyor! Kuşkusuz, bir roman kahramanının kötü, acımasız, iğrenç olması mümkündür. Ancak, bu yargılara okurun varması gerekir. Yazar, “bu herif hıyarın biri” deyince garip oluyor!  Kitaptaki diyalogların çoğu için de kısaca yapay ve zorlama denebilir… İki kez evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş bir roman kahramanının (Alfred) bu yönünün karakter sergilemede hiç kullanılmamış olması da garip…

Öte yandan; Spinoza Problemi’ni, bu ünlü filozofun tanınırlığını ve yapıtlarına ilgiyi artırmak için yazılmış “dramatize bir belgesel” olarak tanımlarsanız; Yalom’un başarılı olduğunu söylemek mümkün. Kitap, en azından, Spinoza’yı daha yakından tanıma isteği uyandırmada çok başarılı. Yahudilik başta olmak üzere dinlerin insana, topluma, özel olarak da kadına bakış açılarını sergilemede; aklın üstünlüğünü savunmanın zorluklarını ve bu yolu seçenlerin ödeyeceği bedelleri göstermede Spinoza Problemi iyi bir yapıt konumuna yükselebilir.

Yapıt, aralarında yüzlerce yıl olan iki ayrı süreci ardışık bölümler halinde ele alıyor. Bir kanal,  Spinoza’nın aforozuna giden süreç ve sonrasını ele alırken; diğer kanal Spinoza’nın kitap koleksiyonuna el konulması sürecinde rolü olan Alfred Rosenberg’in çocukluğundan başlayıp sürüyor. Özde, Yahudilerden tiksinen bir adamın, idolü  Goethe’nin Spinoza’da (bu aşağılık Yahudide) ne bulmuş olabileceğini anlamaya çalışma sürecini izliyoruz. Spinozanın Yahudiliğe, dinlere, genel olarak tanrı düşüncesine bakışını izlemek kolay. Dramatize belgesel biçemi bu aktarım için ideal. Akla, bu açıdan başarılı bir örnek olan  Sophie’nin Dünyası geliyor… Bunu kolaylaştıran büyük ölçüde, Spinoza’nın basılı yapıtlarının bulunuşu… Rosenberg yanı ise Yalom’un pek profesyonel olmayan (neredeyse kindarca) tutumu nedeniyle, o kadar da başarılı değil. Nürnberg duruşmalarının tutanaklarından ve Nazilerin kuruluşu-yükselişi ile ilgili kaynaklardan anlaşıldığına göre Rosenberg -tam da Yalom’un söylediği gibi- itici, takıntılı, uzak durulası biri. Yanlış olan;  Yalom’un bunları bizim anlayışımıza bırakamayacak denli taraf olması…

Çeviriden mi yoksa baskı sürecindeki diğer aksaklıklardan mı (düzelti, dizgi v.d.) bilemiyorum ama metinde çok sayıda basit hata olması dikkati dağıtıyor. Çekim ekleri ile ilgili hatalar çok yaygın. Bunların çeviren tarafından yapılmış olması mümkün değil gibi; öyleyse bile, metnin hiç kimse okumadan basılmış olabileceğini düşünemiyorum. Acaba sürecin bir yerinde başarısız bir karakter tanıma yazılımı olabilir mi diye aklımdan geçti… Son bir ayrıntı da, kitabın tanıtımında ve kapağında bulunan “Nazi Subayı”nın havada kalması. Kahramanlarımız arasında öyle biri yok. Alfred Rosenberg karakteri bir subay değil. Kapakta yer verilen üniformalı fotoğrafta da üst düzey bir Nazi Partisi yöneticisi olduğunu gösteren kıyafet içinde… Türkçe kitap adına eklenen “Nazi Subayının Paradoksu”, ciddi bir yayınevine yakışmıyan bir uygulama diye düşünüyorum.

Spinoza Problemi, bir roman ile karşılaşmayı beklemeden okunabilir; Yalom’un başyapıtı olabileceğini sanmadan!

Advertisements

3 thoughts on “Spinoza Problemi (Spinoza Problem). Irvin Yalom.

  1. Pingback: Bugünü Yaşama Arzusu. Irvin Yalom. | Bulent Celasun's Blog

  2. Pingback: Günübirlik Hayatlar. Irvin Yalom. | Bulent Celasun's Blog

  3. Pingback: Ölüm Korkusunu Yenmek. Irvin Yalom ve Robert L. Berger. | Bulent Celasun's Blog

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s