Seçme Eylemi / The Act of Selecting

Pazarda ve süpermarkette sebze, meyva seçen insanları izledim.  Nasıl titizdiler, nasıl dikkatli… Kaşları çatılıyor, gözleri kısılıyor, dudakları garip biçimlerde büzülüyordu.  Bir an, şempanzeler, goriller gözümün önüne geldi; ellerindeki muzu evirip çevirip, altına üstüne bakıp, başlarını garip şekillerde oynatıyor ve sonra onu arkalarında bir yere fırlatıp bir başkasına uzanıyorlardı… Kilosu bir lira olan yeşil biberleri seçmek için bu kadar çaba gösteren, bu kadar titizlenen insanlar daha önemli seçimleri yaparken acaba nasıl davranıyorlar? Rengi ve kıvamı birbirine çok benzeyen iki domatesten birini torbaya koyup ötekini bırakırken kararımızın doğruluğundan nasıl emin oluyoruz? O iki domatesin tadları arasındaki fark, algılayabileceğimiz düzeyde mi? Yoksa, aslında seçim yapıyor olmaktan mı tad alıyoruz? Pazarda patlıcan seçenlerin yüzlerinde gördüğüm ifade, o patlıcanın yemekte nasıl duracağına ilişkin değildi sanki. “Ben, böyle seçerim işte” ifadesiydi. “Ben, seçenim”, “ben, belirleyiciyim”, “ben karar verenim”. Yaşamsal konularda kendini güçsüz bulanlar, yaşamını kendi seçimleri üstüne kuramayanlar daha mı gayretli oluyorlar pazar torbalarını doldururken?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s