Küçük Oyuncu / The Little Player

Pınar Kür, Can Yayınları, 3üncü Basım, 1985.
Şimdilerde televizyonda görünür olduğu için çok tanınır olan Kür’ün ilk kez yaklaşık 30 yıl önce (1977) basılan ikinci romanı (ilki, “Yarın Yarın”). Tiyatro oyuncusu bir genç kızın ağzından yazılmış bir roman bu; Kür’ün kendi oyunculuk deneyimlerinden damıtıldığını düşünebiliriz. “Küçük Oyuncu” çift anlamlı: Oyuncunun deneyimsizliği, gençliği anlamların biri; oyuncunun kendisinin küçük hesaplar peşinde olması ise diğeri… Romanda da bunlar farklı kişiler.
Özde, bir aşk romanı gibi algılanabilir “Küçük Oyuncu”. Bir kız, sevdiği 2 (veya 3) adam. Eksik kalan bir mutluluk… Öte yandan, Kür’ün bu kadarıyla yetinmeyecek bir yazar olduğunu anımsarsak, romanı kişinin kendine ve yaşama karşı dürüstlüğü üzerine bir tartışma olarak da ele almak mümkün. Ustaca yazılmış, kolay okunan bir roman. Olayların arka planında -kahramanımızın pek de ilgilenmediği-  sıkıyönetim altındaki Ankara var, 1970’lerin Türkiyesi var.  İlkeli olmakla pragmatik olmak; dürüst olmakla gerçekçi olmak arasındaki çatışmanın tartışılması var. Bunların birbirini dışlaması zorunlu mu sorusunun yanıtını aramak var.
Romandan bir tümce alayım (s191): “Başkalarının gözünde başarıya ulaşabilenler hep kendi yaşamını başaramamış olanlar. Hep bir eksikliği, bir yokluğu doldurmak için çırpınanlar… Sen hiç mutlu ve başarılı, eksiksiz ve başarılı bir insan gördün mü? Böyle birinden söz edildiğini işittin mi? Yok ki öyle biri… Eksiksiz olanlar, mutlu olanlar başarı peşinde koşmazlar ki… Başarıyla birlikte yaşanmaz. Ölünmez bile.”
Hiç kuşku yok; Kür, bu gün yaşadıklarını da yazmakta olduğu veya yazacağı bir romanda ustaca  kullanacaktır.  O zamana kadar bu romanı okuyabilirsiniz; biraz da tiyatrolarda nasıl tiyatrolar oynandığını anlatıyor çünkü!

Pınar Kür,

Can Yayınları, 3üncü Basım, 1985.

Şimdilerde televizyonda görünür olduğu için çok tanınır olan Kür’ün ilk kez yaklaşık 30 yıl önce (1977) basılan ikinci romanı (ilki, “Yarın Yarın”). Tiyatro oyuncusu bir genç kızın ağzından yazılmış bir roman bu; Kür’ün kendi oyunculuk deneyimlerinden damıtıldığını düşünebiliriz. “Küçük Oyuncu” çift anlamlı: Oyuncunun deneyimsizliği, gençliği anlamların biri; oyuncunun kendisinin küçük hesaplar peşinde olması ise diğeri… Romanda da bunlar farklı kişiler.

Özde, bir aşk romanı gibi algılanabilir “Küçük Oyuncu”. Bir kız, sevdiği 2 (veya 3) adam. Eksik kalan bir mutluluk… Öte yandan, Kür’ün bu kadarıyla yetinmeyecek bir yazar olduğunu anımsarsak, romanı kişinin kendine ve yaşama karşı dürüstlüğü üzerine bir tartışma olarak da ele almak mümkün. Ustaca yazılmış, kolay okunan bir roman. Olayların arka planında -kahramanımızın pek de ilgilenmediği-  sıkıyönetim altındaki Ankara var, 1970’lerin Türkiyesi var.  İlkeli olmakla pragmatik olmak; dürüst olmakla gerçekçi olmak arasındaki çatışmanın tartışılması var. Bunların birbirini dışlaması zorunlu mu sorusunun yanıtını aramak var.

Romandan bir tümce alayım (s191): “Başkalarının gözünde başarıya ulaşabilenler hep kendi yaşamını başaramamış olanlar. Hep bir eksikliği, bir yokluğu doldurmak için çırpınanlar… Sen hiç mutlu ve başarılı, eksiksiz ve başarılı bir insan gördün mü? Böyle birinden söz edildiğini işittin mi? Yok ki öyle biri… Eksiksiz olanlar, mutlu olanlar başarı peşinde koşmazlar ki… Başarıyla birlikte yaşanmaz. Ölünmez bile.”

Hiç kuşku yok; Kür, bu gün yaşadıklarını da yazmakta olduğu veya yazacağı bir romanda ustaca  kullanacaktır.  O zamana kadar bu romanı okuyabilirsiniz; biraz da tiyatrolarda nasıl tiyatrolar oynandığını anlatıyor çünkü!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s