Haklı Olma Hastalığı / The Sickness of Being Right

Haklı olmak ne kadar önemli! Haksızlığa uğradığımızda, nasıl kabarıyor göğüs kafesimizin içinde bir şeyler; damarlarımızda nasıl bir gerilme…Gücümüz yetiyorsa, açık bir savaşım başlatmak; yetmiyorsa, kararıp içe kapanmak için gerekçe oluyor haksızlığa uğramış olmanın haklılığı. Acı bir keyif. Hep duymaz mıyız (söylemez miyiz); “her şeyi kabul edebiliyorum da, haksızlığa hiç dayanamıyorum”. Neden acaba? Neden bu kadar önemli sürekli haklı olmak? Doyuramadığımız, doyuramayacağımız onca açlığımız varken, onların arasından sıyrılıp bu kadar yukarılara nasıl çıkabiliyor haklı olma tutukusu? Bir tür bağımlılık sanki… Haklı olmaktan alınan tad öyle çok ki, başka şeyler o tadı vermiyor. Hep haklı olma peşindeyiz.
Oysa, haklı olma durumunun bir gerçekliği olduğu bile kuşkulu. Haklılık “göreceli”. Birinin kendini veya başkasını “haklı bulması” bir yargılamadan başka ne ki?  Karşıt konumdaki iki kişinin de aynı anda kendini haklı görmesi sık rastlanan bir durum. Yukarıdan bakıldığında, ikisi de nasıl küçülüp önemsizleşiveriyorlar. Nasreddin Hoca haklıymış “ikiniz de haklısınız” derken…
Bir de, haklı olmak ile mutlu olmak arasında seçim yapmak zorunda kalıp, haklı olmayı seçenler var. Canlarım benim!
Dünyada bu kadar çok haklıya yer yok; ben hakkımdan vaz geçiyorum. Duyuruyorum…
Haklı olmak ne kadar önemli!
Haksızlığa uğradığımızda, nasıl kabarıyor göğüs kafesimizin içinde bir şeyler; damarlarımızda nasıl bir gerilme…Gücümüz yetiyorsa, açık bir savaşım başlatmak; yetmiyorsa, kararıp içe kapanmak için gerekçe oluyor haksızlığa uğramış olmanın haklılığı. Acı bir keyif. Hep duymaz mıyız (söylemez miyiz); “her şeyi kabul edebiliyorum da, haksızlığa hiç dayanamıyorum”. Neden acaba? Neden bu kadar önemli sürekli haklı olmak? Doyuramadığımız, doyuramayacağımız onca açlığımız varken, onların arasından sıyrılıp bu kadar yukarılara nasıl çıkabiliyor haklı olma tutkusu? Bir tür bağımlılık sanki… Haklı olmaktan alınan tad öyle çok ki, başka şeyler o tadı vermiyor.
Hep haklı olma peşindeyiz.
Oysa, haklı olma durumunun bir gerçekliği olduğu bile kuşkulu. Haklılık “göreceli”. Birinin kendini veya başkasını “haklı bulması” bir yargılamadan başka ne ki?  Karşıt konumdaki iki kişinin de aynı anda kendini haklı görmesi sık rastlanan bir durum. Yukarıdan bakıldığında, ikisi de nasıl küçülüp önemsizleşiveriyorlar. Nasreddin Hoca haklıymış “ikiniz de haklısınız” derken…
Bir de, haklı olmak ile mutlu olmak arasında seçim yapmak zorunda kalıp, haklı olmayı seçenler var. Canlarım benim!
Dünyada bu kadar çok haklıya yer yok; ben hakkımdan vaz geçiyorum.
Duyuruyorum…
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s